"Kararır gökyüzü bazen;
kasvetli bulutlar kaplar semayı.
Hayatın ritmi durağanlaşır, sohbetler bildikleşir,
içimizde birikir yalnızlık hissi.
Nasıl özleriz güneşi o zaman,
griler içinde aradığımız
bir tutam renk demeti.
Peri tozu gibi, inceden.
Gönülden yazılmış her roman,
her hikâye, her kelime
bir şemsparedir…
Güneş parçası…
Düşer omuzlarımıza,
kar tanesi gibi usulca,
yağmur gibi yıkar ruhumuzu, arındırır tozdan kirden tekdüzeliklerden… "
“Dinle Kara; sana sahilimi, sahillerimi, hayaletlerimi anlatacağım. Bir Doğu şehrinin soğuk hastanesindeki gece nöbetlerini, dağ eteklerindeki pusulardan getirilen parçalanmış genç bedenleri, narin sevgilim Dilda’yı. Aşklarımı, aşksız kalmalarımı, bütün mahrem, muhteşem ya da sefil, yıkım ve umut dolu anlarımı ve zamanla nasıl kirlenip çürüyerek kötü birine dönüşmüş olduğumu.”
Aşkı ve düşüşü seçmiş ve uzak kalınmış bir anne, sevgi-nefret ekseninde dokunaklı bir baba oğul ilişkisi. Çocukluğun, ilk gençliğin ve cinselliğin arka bahçeleri. Zoraki kaçakçı Hayali, Londra’daki sürgününde geçmişini sorgularken genç moda tasarımcısı Reyan’la tanışır. Bu iki yaralı ve zor insan rüzgârlı, gölgeli, ama incelikli bir aşka yelken açarlar. İnci Aral bu kez, tanımak istemediğimiz, yakınında, hatta belki içindeyken bile kolay kabul edemediğimiz dünyalara eğiliyor. Reddedilmiş ilişkilerin ve aşkın ayrımsız halinin kendi içinde ne kadar doğal ve derin olabileceğini gösteriyor. Önyargı, tutuculuk ve genel geçer ahlakın köşeye kıstırdığı insanların özel yaşam alanları ve gecelere sığınarak hayaletlere dönüşmelerini anlatıyor.
Kendi Gecesinde, Doğudan Batıya tüm çelişkileriyle bir Türkiye resmi çizerken kirlenme ve ayrışmalar sürecinde, yaşamın anlamı, mutluluk arayışı ve aşk üzerine okuru derin düşüncelere götüren bir roman. Siyasi ve toplumsal olguları mizahla harmanlayan geleneksel gölge oyunumuz Karagöz-Hacivat ise hikâyenin mozaiği.
Yaşadıkça zenginleşiyorsa hayatımız ve anlam kazanıyorsa, demek ki doğru yoldayız.
Seda da İstanbul'a gelerek yeni bir yol çizmek ister kendisine. Genç, güzel, bir o kadar da akıllı olan genç kadın için ne kadar zor olabilir ki bu yol?
Her şeyin o kadar da kolay olmadığını çok geçmeden anlar, ama vazgeçmez. Hatalarıyla öğrenir hayatı, tecrübeleri ışığı olur, yolunu aydınlatır.
Ve en beklenmedik anlarda, hayatın göz alıcı sürprizleriyle karşılaşır...
''Umutsuz ve alevli bir aşkı üfleyerek söndüremezsiniz. Nefesiniz yeterli değildir çünkü, ıslak bir yağmur yağar aşkınızın üzerine ve sağanak, aşkınızı yüreğinizde saklar yaşadığınız sürece. Bazen çırpınsanız da sizi saran marazlı düşünceleri silkeleyemezsiniz. Bunu yapmaya gücünüz yoktur çünkü. Olgunlaşan her düşüncenin dalında çürümesi size dokunur, çürümüşlük içinizi de çürütür.
Bazen bir rüzgâr eser, bazen biri gelir sizi silkeler ve o düşünceler patır patır yere düşer.
İçimde bir rüzgâr esiyor.''