Avrupa'nın yanında kendimizi zengin çocuğun bahçesine duvarın üstünden bakan yoksul çocuklar gibi hissettiğimiz 70'li yıllarda şeytanın bacağını kırmayı beklediğimiz ve her seferinde tap taze umutlar beslediğimiz en önemli yarışma eurovisiondu. Uzun yıllar boyunca sesimizi duyurmayı, biz de varız demeyi bekledik. Henüz Avrupa Avrupa duy sesimizi bu gelen Türklerin ayak sesleri söylemi yaratılmamış, Galatasaray süper kupanın sahibi olmamıştı...
"Ama millet köyden UMUDU ÜZMÜŞ bir kere. Hele gençler; bir an önce çekip gitmek, İstanbul gurbetinde mekan tutmak istiyor. Öyle ki bağlasan durmazlar."
Yazarın kelime haznesi inanılmaz, ilk kez karşılaştığım, anlamına baktığım, hayranlık duyduğum pek çok kelimeyi not aldım. Öyküler sanki özensizce çala kalem yazılmış gibi dururken içinde hazineye malik viraneler gibi derin meseleler, kıymetli cümleler var. Kitabı genel olarak şaşırtıcı buluyorum, hikaye olarak beğenmesem de yazarın dil işçiliğine saygı duyuyor şapka çıkarıyorum efendim, Hulki Aktunç okurlarına selamlar
"Bu çağın çocuklarının yaşadıklarının şans olup olmadığından kimse emin değil. Bir yığın tüketim ürünleriyle donatılan hayatlarında şimdiki çocuklar çok yalnız. Yaratıcılığı kışkırtan yokluk ortamında değil, sıkıntıyı büyüten derin bir tembellik ve umursamazlık yaratan bolluk ortamında büyüyorlar."