Neval El-Saddavi, nasıl olur da yeni tanıdığım için kendime kızacağım ve adını her duyduğumda saygıyla düğme ilikleyeceğim bir yazar. "Sıfır Noktasındaki Kadın" eserini 2 saatte bitirebilirsiniz ancak bir ömür etkisinden çıkamayacağınızın sözünü verebilirim. Şuan öyle bir boşlukta hissediyorum ve sözde insanların refah adı altında yaşaması için kurulan bu düzene öyle küfürler yağdırıyorum ki en kötüsü de ne biliyor musunuz? 1987 yılında basım hayatına giren bu eserdeki düzen ile 2021 yılındaki düzen arasında hiçbir gelişmenin olmayışı :(
Yazar, eserinde Firdevs özelinde, erkek egemen topluma, erkeklerin, feodalizmin, kapitalizmin yarattığı insanlık dışı ortama tüm gerçekliği ve sertliğiyle ayna tutuyor.
Firdevs, cinayetten mahkum ve idamla yargılanan bir “fahişe” olarak görülen biri. Yazımda asla Firdevs'i "fahişe" olarak adlandırmayacağım çünkü bu toplumun bir kişiye yakıştırdığı isimleri kabul etmiyorum! Ailesiyle normal bir hayat yaşarken, çocukluğundan itibaren, saygın bir alim ve şeyh olan amcasının taciziyle başlayıp Firdevs’in bir pezevengi öldürmesine kadar geçen sürede Firdevs’in yaşadıklarına bu toplumun bir isim vermesini kabul etmiyorum.
Kadınların babası, amcası, sevgilisi, patronu, toplumdaki erkekler, devlet ve bilinçsiz kadınlar tarafından kadına yaşatılan mağduriyetler ve acılar anlatılıyor bu romanda.
Umarım bizden sonraki nesillere refah içinde, ikiyüzlülükten uzak ve herhangi bir baskının olmayacağı bir toplum bırakmak ümidiyle...
İyi okumalar dilerim.