Sonuçta,daha önce de birkaç kez gördüğü gibi,sabırsız bir arzuyla bekleyedurduğu bir olayın,gerçekleştiğinde,Elizabeth’in kendisine vaat ettiği sevinci getirmediğini gördü.Gerçek mutluluğun başlaması için başka bir tarih vermek gerekecekti,dilek ve umutlarının gerçekleşebileceği başka bir dönüm noktası ve bir kez daha beklentinin zevkini duya duya avutacaktı kendini şimdilik ve bir başka hayal kırıklığı için hazırlanacaktı.
Melisa Kesmez’in Çiçeklenmeler’i, yasın ve iyileşmenin o sessiz, görünmez katmanlarını incelikle anlatan bir metin. Türkan’ın hikâyesini okurken içimde sürekli hafif bir hüzün dolaştı; bir evin eksilmiş hâlinin, eşyaların bile insana dokunan o tuhaf ağırlığının ne kadar gerçek olduğunu hissettim.
Orhan’a duyduğu sevgi ise hikâyenin en kırılgan yerlerinden biri. Çok sevmiş ama o sevgi hiçbir zaman hak ettiği karşılığı bulmamış. Belki de bu yüzden Türkan’ın içindeki o ince burukluk metnin tamamına siniyor.
Yine de romanın sonlarına doğru beliren küçük ferahlık hissi çok kıymetliydi. Türkan’ın yavaş yavaş hayata doğru açılması, karavan yolculukları, Ulaş ve Ali’nin varlığı… Tüm bunlar hikâyeye ince bir ışık bırakıyor.
Kesmez’in dili zarif ve ölçülü; gösterişten uzak ama son derece sahici. Kitap bittiğinde içimde hem bir yasın gölgesi hem de usul usul gelen bir çiçeklenme hissi kaldı.
Bu okuduğum ikinci kitabıydı yazarın. Anlatış tarzını çok sevdim.