Ayfer Tunç’un üçlemesi olan serinin ikinci kitabıyla geldim #yeşilperigecesi
Kitap aslında bir toplum eleştirisi gibi. Kadının rolü daha doğrusu kadının nesneleştirilip toplum tarafından sadece bir objeye dönüşmesi… Kitap muazzam bir kurguya sahip Şebnem kendi ağzından yaşadıklarını ve hissettiklerini anlatıp ordan oraya geçse bile siz asla kopmuyorsunuz.
hiç olmak istemediği bir kadın insanların onu itmesiyle sineye çekip yaşamak yerine intikam alma duygusuyla yaşıyor ve yapıyor da.
Aile sevgisinin,bağlılığının ne kadar önemli bir çocuk üzerinde ne kadar vahim şeylere dönüştüğünü gördüm en çok da o sevgiyi başkalarında araması beni bitirdi, babasının yerine sevgililerini koyması. Annesi onu terk etmeseydi, babası ona sırt çevirmeseydi, Ali terk etmeyip Osman o alçaklığı yapan insana karşı Şebnem’in elinden tutsaydı farklı olur muydu bilmiyorum ama bazen çok üzüldüm bazen çok öfkelendim…
Siz yine de okuyun ama
Bu yüzyıl gözyaşına inanılacak yüzyıl değil
Yaşamak denge meselesidir. Birine aşırı bağlanmak dengesizliktir.
isyanım harlanmıyordu,tutuşmuyordu. Kendi içime doğru yanıp kül oluyordum her gün
ve has aşk bu muydu, sevdiğine kendi ölümünün acısını yaşatmamak…