Nihayet bu mecrada adından epey söz ettirmiş Oğuz Aktürk'ün yazdığı kitabı okuyabildim. Kitaba geçmeden önce biraz kendisinden bahsetmek isterim. Oğuz Aktürk, bu mecrada binlerce insana gerek yazdıkları ile, gerek verdiği kitap tavsiyeleri ile, çizdiği yollar ile yol göstermiş ve bu işe gönül vermiş bir kişiliktir, buna kimsenin itirazı olacağını sanmam.
Üstelik, söylediklerinde -kimine sert gelebilir- epey dobra ve samimidir.
Bazen yaptığı eleştiriler sert gelebilir, üslubu bazı yazarlara yakışıksız gelebilir, bunlar normal şeylerdir. Onun da tarzı budur; beğenen olur, beğenmeyen olur. Şahsen ben, bilhassa watpadd tarzı kitaplara, liseli ergenleri kafalamak ve sadece bir gelir elde etmek için yazılmış zırvalıklara yaptığı sert eleştirileri epey seviyorum ki hak edene hak ettiğini ben de veriyorum, vermeye de gayret ediyorum. Hâl böyle olunca, gömülmeyi hak eden kitapları -adına ne denirse- gömmesi beni epey keyiflendiriyor ve ben de tam olarak böyle yapıyorum zaten.
Belki kızacaksınız, saygısız bulacaksınız, verilen emek ile alay edildiğini düşüneceksiniz ama birileri bunu yapmak zorunda arkadaşlar, birileri elini taşın altına koymak zorunda. Yoksa bu toplum iflah olmaz, olamaz. Hele ki okumayan bir toplumdayız, okuyan o kesimin de böyle saçmalıkları okuyarak vaktini heba etmesi bizi ileriye değil geriye götürecektir.
"Okusun da ne okursa okusun" zihniyetinden bir an önce kurtulmamız gerekiyor, zira bizler birer çöp tenekesi değiliz. Nasıl ki her şeyi izlemiyor, her konuşanı dinlemiyor, önümüze her geleni yemiyor isek, kitap okurken de epey seçici olmak gerekiyor.
Ama gelin görün ki yeni nesil gümbür gümbür geliyor ve bu zırvalıklara prim veriyor. Watpadd "yazarlarına" para kazandırıyor ve "yazar" sıfatı veriyor. Sonra da etrafta yazar diye gezinen binlerce vasıfsız,