Ve beni bekleyen bütün o saniyeleri, dakikaları, saatleri, günleri, haftaları, ayları, yılları düşünüyorum. Onlarsız geçecek olan onca zamanı. O zaman, nefes alamıyorum; sanki biri kalbimin üzerinde tepiniyor.
Kitapta meraklanıp ''Ne olacak bu işin sonu?'' diyebileceğiniz bir konu olmamasına rağmen kendini okutmayı başarıyor ve bu da bazı okur eleştirilerinin tersine benim taktir ettiğim bir nokta.
Her karakterin iç dünyasın ayrı ayrı girilmeli miydi buna karar verecek ya da bunu eleştirecek seviyede olduğumu düşünmüyorum, bu daha çok edebiyat eleştirmenlerinin yazması gereken bir durum.
Kitabın benim kanaatimce tek olumsuz yanı sonsuz sayıda ''ama'' kullanımıydı.
"ertesi gün hiç kimse ölmedi" cümlesiyle başlıyor kitap. kitabın geçtiği ülkede ölümün bir süreliğine görevine ara vermesi sonucu yaşanılan olaylar anlatılıyor. sonsuz yaşama düşüncesinin ülke insanlarına cazip gelmesine karşın getirdiği olumsuzluklar ve yükümlülükler onları bu düşünceden vazgeçmeye sevk ediyor. ölümün aslında gerekli ve yaşamın devam etmesi için zorunlu olduğunu kabulleniyor insanlar.