Hem Fuzuli aşkı anlatırken hep acıdan, elemden, ayrılıktan, yanmaktan, parçalanmaktan bahsediyordu. Aşk ayrılığının bir azap olduğunu söylüyor, sonra da azabın "a-z-b" kökünden türediğini, bunun da "lezzet" demek olduğunu söylüyordu. Demek ki aşkın azabında bir lezzet vardı ve dertleri zevk edinmeyince aşkın tadı çıkmıyordu.
Bir de Nietzsche'nin o sözleri söylemekte gösterdiği cesaret! Bir düşünün! Ümidin en büyük kötülük olduğunu söylemesi! Tanrı öldü demesi! Hakikat, onsuz yaşayamayacağımız bir yanlıştır demesi! Ölümün son iyiliği bir daha ölünemeyecek olmasıdır demesi! Doktorların, insanların kendi ölümlerini ellerinden almaya hakları olmadığını söylemesi! Kötücül düşünceler!
Bu fikirlerin her birinde de Nietzsche'ye itiraz etmişti. Ama bunlar sahte itirazlardır; kalbinin ta derinliklerinde biiyordu ki Nietzsche haklıydı.