Giriş Yap
456 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Adını bile duymadığımız nice kahramanlar… Bilmediğimiz yaşanmış bir çok olay. Zaman Kurtuluş Savaşı zamanı. Kendi menfaatine yabancılarla anlaşanlar, bir de ülkenin kurtuluşu için canını dişine katanlar. Herkes okumalı bu kitabı.
Reklam
Bununla birlikte yeni görevler üstlenmek ne güzel olurdu! Başka kadınlarda da aynı görevlileri yüklenmek isteği uyandırmak. İçimizde kendi kendilerinden habersiz olan, bekleyiş içinde uyuklayan, uyanmaları için de çoğu zaman bir sesleniş yeten nice gereksinimler bulunduğuna inanıyorum. Bir zamandır, her sabah kendi kendime yenilediğim sözü her kadını söylemek isterdim: Yalnız sana bağlı!" "Neyi yapmak?" "Ne olursa olsun. İncil'deki şu öyküyü düşünüyorum: İsa felçli kadına 'kalk, yatağını al ve yürü,' der. Kadın da hemen kalkar ve yürümeye başlar." "Ne yazık ki İsa değilsin, mucizeler yaratamazsın, Geneviéve, kötürümleri yürütemezsin." "Mucizeler yaratamam, bunlara inanmak da istemem. Ama kadın kalkarsa, kalkabileceği için kalkar. Kalkabilirdi ama kalkabileceğini bilmiyordu. Bu buyruk gerekiyordu, gücünün bilincine varması için yeterliydi. Nereye kadar varır bu güç, onu elde edebileceğinden kuşku duymadığım hiçbir şeye çağırmamak, ondan hiçbir şey istememek için, ilkin bunu iyice tanımak isterdim işte. Bu zorunluluğun gücünü ve erdemini de ilkin kendimde denemek istiyorum elbette." O zaman Giséle beni bağrına bastı ve alnımdan öptü: "Sana ancak İsa'nın az önce andığın sözlerini söyleyebilirim: Kalk ve yürü. Yalnız sana bağlı."
Kadınlar Okulu, André GideSayfa 186 - Can yayınları
Bazen geçmiş günlerden kalanları anarım Bir araya gelince hoş sessiz düşünceler; Aradığım şeylerin yokluğuna yanarım, Gönlümü yitenlerle çektiğim yaslar deler: Yaş bilmeyen gözlerim boğulur da yaşlara Ölüm gecesindeki sevgili dostlar için, Depreşir yüreğimde nice kapanmış yara, Yitip gitmiş yüzlere inlerim için için. Geçmiş yaslar yeniden beni yürekten vurur, Acıları saydıkça bir bir, içim kan ağlar; Gönlüm eski dertleri anıp çile doldurur, Borcum bitmemiş gibi yine keder borcum var. Ama, sevgili dostum, seni andım mı yeter: Bütün yitenler döner, bütün acılar biter.
Öğretmenin Düşü
Okumuş filler ki her birinin Nice Bostan, Gülistan ezberidir.'Mavi bir ışık yandı gözlerimde, Gökyüzü öyle yakın Çocuklar doğacak çocuklarım Ve öyle yağmur ki toprak, koklarsın Ellerin bütün hayvanlar alemi, Hangi ağacı çalsam açıyor Uzaylar uslu, Yönlerim yörük, Sağduyularım sol duyu.Mavi kalemlere yordum bu düşü, Su resimleriyle öğrencilerin, Göğerttik bozkırın sarı defterini, Şu yoncalar yurttaşlık bilgisi. Geçen gün okudum söğütlerin tarihini, Bi çiğdem var onlar kadar yiğit, Şu bey, şu eşek, şu yaban, şu işçi arı, Biz beş sınıfta kaldırdık bütün sınıfları.Korkuluklar ektiği kargaları biçsin, Sevginin de kendi planları var, Beş yılları, yıldızları, dokuz ayları, İlerde yarım kalmış bir okulun duvarı, Duvardı diyor, varım diyorum ben de, Gitsin bütün okumuş filler Gülistana, Ben Türk'üm bu bozkırda çalışmaya geldim (Can Yücel)
Can Yücel
Reklam
Fyodor Dostoyevski (1821-1881):
''Belinski, ''Gogol'e Mektup''unda (1847) şöyle diyor: * ''..fark etmemişsiniz ki Rusya, kurtuluşunu mistisizmde, çilecilikte, dindarlıkta görmüyor; medeniyetin, aydınlanmanın, insaniyetperverliğin başarısında görüyor. Rusya'nın vaaza ihtiyacı yok (çok vaaz dinledi zaten), dualara da (nice dualar etti şimdiye kadar); ihtiyacı olan şey, asırlar boyunca çamurun ve gübrenin içinde kaybolmuş insan vakarı ve Klise'nin öğretileriyle değil sağduyu ve adaletle uyumlu hak ile hukuk; bu hak ile hukukun mümkün olduğunca sıkı şekilde uygulanması. Lakin Rusya insanın insanı sattığı korkunç bir ülke manzarası sergiliyor; Amerikan tarla sahipleri gibi, Zencilerin insan olmadığını söyleyerek kendilerini kurnazca haklı çıkaramazlar da; bu ülkede insanlar birbirlerine isimleriyle değil, Jack, Tom gibi (Vanka, Steşka, Palaşka) aşağılık takma isimlerle sesleniyor. Nihayet bu ülke manzarasında bir insanın vücudu, şerefi, mülkü için hiçbir garanti bulunmuyor, polis tarafından muhafaza edilen bir düzen de yok; sadece yönetimdeki çeşitli hırsızların, soyguncuların oluşturduğu muazzam kurumlar var. Şu anda Rusya'nın en ivedi güncel sorunları şunlardır: serf sahibi olma hakkının ilgası, bedensel cezanın kaldırılması, en azından zaten mevcut yasaların mümkün olduğunca sıkı şekilde uygulamaya konulması. Hükümet bile, beyaz zencilerimiz için aldığı faydasız, yarım yamalak önlemlerden anlaşıldığı kadarıyla bunu hissediyor (toprak sahiplerinin köylülerine neler ettiğinin ve her yıl kaç köylünün gırtlağının toprak sahipleri tarafından kesildiğinin farkındalar)..''
Reklam
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42