Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Soyup soğana çevirdiler, ırzımızı, namusumuzu paymal ettiler, meydanlara salıncaklar kurup yakaladıklarını zorla oturttular; fener alayları düzenleyip seyredenden de etmeyenden de seyir akçesi aldılar; kaht-ı ricalde insan sınıfına geçen bazı vezirlerin ve din adamlığı koca sarığından ibaret kalan bazı korkakların himayesiyle semirdiler; istedikleri fetvayı kılıç zoruyla aldılar; padişahlara boyun eğdirdiler; boyun eğmeyenleri boğazladılar. Hep seyrettik, hep seyrettik. Amma velâkin, bıçak kemiği deldi geçti. Bunlar böyle kaldıkça işe yarar ne kadar devlet erkânı varsa katledip Sultan Murad'ı kanatsız kuşa çevirecekler. Bunu yanlarına komak olur mu ha! Nedir bunca rezalet bre! Camilerde tütün içerler, sokaklarda yüz kızartan nice fiilleri irtikap ederler, sarhoş olup şuna buna sataşırlar, evlerimizi, dükkânlarımızı talan eylerler, hâlâ seyretmeye doymadık mı bre, doymadık mı ha!"

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu
Fırat eviz, bir alıntı ekledi.
10 saat önce

Sen ey, nice uzaklardan gelmiş, nice düzenlerle, nice güzel hareketlerle hazırlanmış güzelim kral. Başka yeni düzenlemeler, başka davranışlar, başka hamleler, başka cevaplar doğsun diye, talihler dönsün diye, başka nice küçük serüvenler gelişsin diye, yeri geldiğinde işte sen de öteki kağıtlarla arasına karışıp, yitip gittin.

Bulantı, Jean-Paul SartreBulantı, Jean-Paul Sartre

Hüzün kovan kuşu
gözyaşına dök yağmuru 
düş uçacak bahara doğru 
yollar açılıp konuşacak 
mutlu edeceğim yokluğunu 

huyumdur hep ölürüm 
nice aşklara bölünürüm 
ayımdır hep tutulurum 
nice ışıkla korunurum 

hüzün kovan kuşu gelmiş 
gecenin yanağına konuvermiş 
ay tenli aşık şarkıma 
karşılık vermiş 

ışığım içimden gelir 
yani gölgem kendimden 
aşktır ölümden güzel olan 
bak ve gör yaşam düşlerdedir 

huyumdur hep dirilirim 
nice dağlardan dökülürüm 
ayımdır hep kararımım 
nice öpüşle aklanırım 

hüzün kovan kuşu gelmiş 
gecenin yanağına konuvermiş 
ay tenli aşık 
şarkıma karşılık vermiş

Ümit Yaşar Oğuzcan
Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde,küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Aycan, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okuyor

It’s nice just to feel something, even if that something is pain.

Menace, J. M. Darhower (Published January, aşırı iyi gidiyor, Melike'yle kafayı yiyoruz)Menace, J. M. Darhower (Published January, aşırı iyi gidiyor, Melike'yle kafayı yiyoruz)
Fırat Mişe, bir alıntı ekledi.
20 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Nice insanların her gün ardına düştükleri mal mülk edinme, kolay başarı kazanma, süslü püslü yaşama, tâ çocukluğumdan beri tiksinti uyandırmıştır bende."

Dünyamıza Bakış/Seçme Denemeler, Albert EinsteinDünyamıza Bakış/Seçme Denemeler, Albert Einstein
Elfida., bir alıntı ekledi.
 22 saat önce · Kitabı okuyor

Pessoa. Seni seviyorum.
Bugün size bu satırları duygusal bir ihtiyaçtan ötürü, sizinle karşılıklı konuşabilmek için yanıp tutuştuğum için yazıyorum. Kolayca tahmin edebileceğiniz gibi, söyleyecek hiçbir şeyim yok. Dipsiz bir bunalımdayım bugün - hepsi bu. Sözlerimin saçmalığı halime tercüman olsun.
Asla bir geleceğe sahip olmamış olduğum günlerden birindeyim. Karşımda yalnızca, bir sıkıntı duvarıyla kuşatılmış, taş kesilmiş bir şimdi var. Irmağın karşı kıyısı, karşıda bulunduğuna göre, asla bu taraftaki kıyı değil; çektiğim acıların tek nedeni de bu. Nice limanlara yanaşacak gemiler var elbette, ama hiçbiri hayatın ıstırap vermez olduğu limana varmayacak, her şeyi unutabileceğimiz bir rıhtım da yok. Üstünden çok zaman geçti bunların, ama benim hüznüm hepsinden eski.
Ruhum bu haldeyken, hayatın hırpaladığı dertli bir çocuk olduğumu bedenimin tüm bilinciyle hissediyorum. Bir köşeye atılmışım, oyunlar oynayan başka çocukların seslerini duyuyorum. Dalga geçer gibi verdikleri kırık, teneke oyuncağı sımsıkı kavrıyorum. Bugün, 14 Mayıs, saat akşam dokuzu on geçe, hayatımın bütün tadı, bütün değeri işte bundan ibaret.
Tutsaklığımın sessiz pencelerelerinden gördüğüm bahçede bütün salıncaklar dalların üzerinden aşırtılmış, şimdi öylece sarkıyor; en tepeye dolanmışlar; yani, firar ettiğimi düşleyecek olsam, zamanı aşmak için güvenebileceğim salıncaklarım bile yok.
Şu an, edebiyatı bir kenara bırakacak olursak, ruh halim aşağı yukarı böyle. Denizci'deki karakterlerden biri gibiyim, gözlerim ağlamayı düşünmekten yanıyor. Hayat fısır fısır, yudum yudum, dura dura canımı yakıyor. Tüm bunlar, cildi şimdiden dağılmaya yüz tutmuş bir kitaba küçücük harflerle basılmış.

Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 17 - Can Sanat Yayınları - 18. basım: Mart 2017, İstanbul - Çeviri: Saadet Özen)Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 17 - Can Sanat Yayınları - 18. basım: Mart 2017, İstanbul - Çeviri: Saadet Özen)

Nurullah Genç

Dogdugu an için teşbih çatladi
Yeniden konuldu güllerin adi
Sensiz, yüregimi avuttu şiir
Sehl-i mümteniyi unuttu şiir
He’nin dudağında alevlendi nun
Leyla’nın kabrinde uyandı Mecnun
Ruhum örselendi dertli dil gibi
Tutuştu yüreğim bir kandil gibi
Tahtında ansızın vuruldu elem
Doğduğun an için kırıldı kalem
Kinaye, mutluydu parmaklarında
Çağladığın ruhumun ırmaklarında
Bulut, gözlerine yayılmak için
Hilal, kaşlarında bayılmak için
Kapında beklerken küle döndüler
Yüzünü görünce güle döndüler
Çölde çiçeklendi kum fırtınası
Yeniden titredi aşığın hası
Varlığını hayal sandı Fuzuli
Sonunda tutuşup yandı Fuzuli
Mesnevi kokusu sindi odana
Nef’I bile hayran oldu edana
Mecazını yıldızlara taşıdın
Yalnızlığın zindanında ışıdın
Sensizlikten soldu nice resimler
Kıskandı ufkuna bakan mevsimler saçlarında bahar gülümsemesi
Kulağında katip meleğin sesi:
"Ey, birgün şairi vuracak dilber
Allah-ü Ekber, Allah-ü Ekber! . . . "