İnsan bazen dünyanın yükünü omuzlarında değil, kalbinin içinde taşır. Herkes dışarıdan aynı görünür; fakat nice gülen yüzlerin arkasında sessiz feryatlar vardır. Dünya böyledir; kimi zaman bir bahar gibi açar, kimi zaman bir kış gibi üşütür.
Asıl mesele çilenin olmaması değil, çile içinde Rabbini unutmamaktır. Çünkü diken gülün düşmanı değil, bekçisidir. Cenâb-ı Hak da sevdiği kullarını bazen nimetle, bazen de sabırla terbiye eder. İnsan rahat zamanlarda Rabbini tanırsa, sıkıntılı günlerde Rabbinin yardımını bulur.
Hazret-i Yakup'un gözlerini yaşartan şey sadece ayrılık değildi; o ayrılığın içinde Allah'a olan teslimiyetiydi. Gözleri ağladı ama kalbi isyan etmedi. İşte kulluğun sırrı burada gizlidir.
Dünya misafirhanesinde kalıcı olan ne makamdır ne maldır ne de insanların övgüsü. Kalıcı olan; sabırla geçirilen bir imtihan, sessizce dökülen bir gözyaşı ve Allah için taşınan bir yükün sevabıdır.
Belki bugün yorulduk, belki omuzlarımız çöktü, belki gönlümüz daraldı. Fakat unutmayalım ki gecenin en karanlık vakti, sabaha en yakın olduğu vakittir. Rabbine yönelen bir kalp için hiçbir çile boşa değildir. Her yara bir hikmet, her gözyaşı bir dua, her sabır ise vuslata açılan bir kapıdır.