Nefsime, böyle bir irezilliği ben yutmazdım, ama bizim köyde uyanmış arkadaş yok. Gökten ne yağarsa millet tamam diyor. Yular yağsa alıp boynuna takıyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kanun diyor, kanun elinde! Makeme diyor, makeme elinde! Menciliste çoğunluk; çoğunluk elinde! Daha olmadı pazar bile kuruyor, satın alıyor arada duran mebusları! Efendime söyleyim, asker elinde, ordu elinde! Benim neyim var? Çoğunluk olduğum halde azınlık gibi sürünüyorum. Çoğum, amma çoğunluğumun başını hurafeylen doldurmuş; “Bu dünyada gülmen şart mı? Yoksulluğa katlanır sabredersen öte dünyanın vemişlerini toplarsın". Allahın adaleti makemelerin adaletinden yüksektir...” Yalana dolana kapılıyor çoğunluğum. Gözdağından çabuk yılıyor. İki candarma iki tüfek, kıpırdama, tamam kıpırdamıyor...
«Amerikalıya, kesip attığın tırnağı verme Elvan Çavuş!» dedi Kuloğlu. Neden böyle dedi, anlamadım. Belkim o da benim gibi hiç hoşlanmıyor dürzülerden. Sonra şöyle konuştu: «Ayrık otunun hesap, bunlardan birine bir götlük yer verirsin, kavatlar bütün tarlayı kaplar, sökebilirsen sök! ..»
Ulan açsana beş on fabrika! İşletsene maden ocaklarını! Kursana dökümhanelerini! Yapsana makine motor! Yooo, habire gösterişlik seçimler yapsın, habire biribiriylen yumruklaşsın, habire öğretmen kıysın, memur sürsün, öğrenci kurşunlasın serseri! Ama asıl kabahat kimde? Asıl kabahat bizde deyecek oluyorum: Biz adam değiliz, deyecek oluyorum. Seçip seçip hep bu sapısilikleri seçiyoruz bir şey sanıp deyecek oluyorum. Yok mu bizi bizim kendimiz kadar temsil edecek adamlarımız? Yoksa kuralım muhkem muhkem partimizi, aramızdan birini seçelim arkadaş! Eee, müsade etmiyor, eee kapatıyor, eee baskı yapıyor. Tabii yapar baskı. Onun yerinde sen olsan yapmaz mısın?
Kızdığıma bakmayın, haggaten böyle dürzü köy Türkiye’de yoktur! Hacısı hocası da çok olduğu halde habire kendi çıkarlarını düşünürler. Hecaza felân giderler. Avratlarını da götürürler. Hacı Feden, Hacı Sultan, Hacı Gülizar, Hacı Münire çoktur içlerinde. Dedem çok kızar bu kişilere: «Yılanı çiyanı yerler, gene de adları hacıleylek!» der.