«Amerikalıya, kesip attığın tırnağı verme Elvan Çavuş!» dedi Kuloğlu. Neden böyle dedi, anlamadım. Belkim o da benim gibi hiç hoşlanmıyor dürzülerden. Sonra şöyle konuştu: «Ayrık otunun hesap, bunlardan birine bir götlük yer verirsin, kavatlar bütün tarlayı kaplar, sökebilirsen sök! ..»
Dört büyük kale kapısı var. Birinde Açlık, birinde Korku, birinde Haksızlık, kuzeyindekinde de Alçaklık var. İçeri girip sokaklarında gidip geliyorum bir aşağı bir yukarı; sakinlerine yaklaşıp inceliyorum onları. Yüzlerine bakıyorum; üçü ağır, şişman, fazlasıyla doygun; üç bin kişi açlıktan bir deri bir kemik. Bir dünya ne zaman yok olur? Üç efendi yer de üç bin kişi açlıktan ölürse.
Dört büyük kale kapısı var. Birinde Açlık, birinde Korku, birinde Haksızlık, kuzeyindekinde de Alçaklık var. İçeri girip sokaklarında gidip geliyorum bir aşağı bir yukarı; sakinlerine yaklaşıp inceliyorum onları. Yüzlerine bakıyorum; üçü ağır, şişman, fazlasıyla doygun; üç bin kişi açlıktan bir deri bir kemik. Bir dünya ne zaman yok olur? Üç efendi yer de üç bin kişi açlıktan ölürse.