Her zaman kendi içimi dinledim ve sakin bir şekilde, şöyle diyerek, devamlı beni uyaran sesi izledim:
Şunun ötesi yok, hayatı iyi ve mutlu yaşamak! Korkulu ruhların yolundan uzaklaştırsa da, kalbini izle. Hayat sana eziyet etse de, katılaşma Ve sakin akşamlarda, işim bittikten sonra, sevgilim ya da çocuğumla evin önündeki çimenlikte oturunca, doğanın soluğunu duyunca, o zaman içimde o çok sevdiğim türkü yükselir, çokların türküsü, geleceğin türküsü...
Ve her şeyden önce, doğru düşün, seni sessiz uyaran iç sesine güven. Yaşamın senin kendi elinde, onu başka kimseye bırakma, en az da seçtiğin önderlere. Kendin ol!
Adler bu kitapta bireyin günlük hayattaki problemleri ve bunların psikolojik kaynaklarıyla ilgileniyor. Toplumsal bazı sorunların, bireyin psikolojik sorunlarından kaynaklandığını savunan Adler, bu sorunun çözümünü bireyin hatalarını fark etmesine bağlıyor. Bu yüzden Adlere göre insanın hatalarını anlayabilmesi için öncelikle kendisini tanıması gerek. İşte bu noktada da Adler, insanı; aile, çocukluk, cinsiyet, karakter özellikleri gibi yönlerden inceleyip gerçek hayattan örnekler sunarak bizlere kendimizi tanıma yolculuğunda yardım ediyor.
Bu kitabın temel Amacı yaşam içerisinde ki kusurlarımız ve yaptığımız bazı hatalı davranışlarındadan yola çıkarak bunları anlamak ve bu söz konusu olan hatalarımızı farkında olarak bizlerin toplum içersinde uyumunu sağlamak diyebilirim.
Ruhun bir simyacısı olan Jung, eldekinden daha mükemmel bir fizyolojiden bekleyen bir doğa bilimci olan Freud ve Adler’e gelince “Bilimsellik" üzerinde o kadar fazla durmayan, pratiğe yönelik bir insan sarrafı olan, insanların yardımcısı olmak ve öyle de kalmak isteyen biri. Pratisyen bir hekim ve pragmatisyen. İşte bu kitap da ondaki bu eğilimin en güzel kanıtını gördüm.
Bu yüzden:
İnsanı tanıma sanatı; toplu yaşamdan eril egemenliğine, kişilik tiplerinden duygulara kadar bir sürü güzel konuyu bu çok kalın olmayan kitaba sığdırıp küçük bir hazine haline getirmiş Adler. Bu güzel eseri; birazcık hayranlık beslediğim freud ile yollarımızı, tıpkı kendisinin yaptığı gibi yavaşça ayırıyorum.
Yaşamı bir 'plan' olarak gören Ortega y Gasset de diye bir filozof yalnızca şu cümleyi yazmakla bile Adler'i İspanyolca'ya çevirmiş sayılır: "La vida no nos esté impuesta, sino propuesta". Adler'in temel düşüncelerini ustalıklı ve dâhice yansıtan bu cümlenin anlamı şöyledir: "Yaşam bize bağışlanmamış, bir