İremsu Demir

İremsu Demir
@Okuriremsu
VEGAN
Puan vermedi·154 syf.··
2021 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2021 21:55
Arthur Schopenhauer 'dan Aşkın Metafiziği 'i okuduktan sonra sıra aşkın tarihinde idi... Duygu/aşk, evlilik/üreme, cinsellik/haz... Her devir kendi çıkarları doğrultusunda oynadı bunlarla ya birleştirmeye yada ayırmaya çalıştı bazılarını. Evliliğin, sadece çıkarlar ve statü için gerekli olduğu dönemlere de, zinanın cezasının kırbaçlanmak olduğuna da, erkeksiz zevk almanın günah sayılması ile kadın sünnetine de tanıklık etti tarih. Balzac'ın "Evliliğinizi bir tecavüzle başlatmayın." demesi bile birșeylerin ne kadar yanlış yürüdüğünü gösteriyor. Biz de cinselliği bastıran ama kafayı ona takmış bir coğrafya ve kültürde yaşadığımız için aklıma gelmeyenleri de varın siz düşünün. ibb.co/bvyNx4W Fransız devrimi öncesi, Bosch'un ayıplanması gerektiğini düşündüğü, ten düşkünü ve şehvete teslim olmuş insanoğlunu ve bunların cehennemde azap çekmelerini resmettiği "Dünyevi Zevkler Bahçesi" tablosu, ki ona göre bunun sorumlusu tabiiki şeytanın casusu olan kadındı. Kilise ve devlet elbirliği ile cinselliğin pis ve iğrenç, hazzın ise tehlikeli birşey olarak görüldüğü ve baskılandığı bir ahlaki düzenin hüküm sürdüğü dönem için güzel bir örnek. Tabi devrim sonrasıda hemen bugünkü çağdaş düşünceler açığa çıkmış değildi, bunun için 19.yy'ı beklememiz gerekti, yani "kadın, kocasının arzusuna uymak zorunda değildir, her tür aşk ilişkisinin temeli rızadır." diyen ve zihinleri sarsan Rousseau'yu. En başta bahsettiğim aşk/üreme/haz üçlüsünü de kafaların değişmesi ve modernleşme ile artık ayrı ayrı ele alabiliyoruz. Evlenmeden de aşık olmadan da cinsellik yaşamak mümkün. Bu elde edilmiş haklar özgürlük alanını arttırıyor orası kesin, ama şimdi ise hepsini birden istiyoruz. Çağımızın ideali de bu değil mi işte; uzun süreli, sadık ve haz veren aşk, ki bu da hiç kolay değil. Bunun üzerine kitaptan en
Aşk
Aşkın En Güzel TarihiKolektif · İş Bankası Kültür Yayınları · 2015400 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·637 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2021 19:22
- Bitanem gel Tolstoy övelim biraz - Sağol canım, ben yeni övdüm de geldim, tadı ağzımda images.app.goo.gl/1f5LFbsaZa2BSmcs8 Şimdi kitabı övelim : Kitapta iki elin parmaklarıyla sayılamayacak sayıda toplumsal sorun incelemesini öne seriyor ve üzücüdür ki hepsi bugünki hayatımızda da devam eden sorunlar. Schillerci yada herşeyin sonunda Scooby-Do'daki gibi iyi yere varacağını düşünen arkadaşların hoşuna gitmeyebilir. Zaten Tolstoy'u bu yüzden seviyorum, insanı uyuşturan romantiklere tokat gibi yazar :) İnsanın asıl isteklerini görmezden gelip çoğunlukla toplumun istek ve beklentilerine uygun yaşadığı ve kendininde artık bunu benimsediği yaşam tarzı için, başkarakter Nehlüdov'u tanımlarken bi tanım kullanmış ki çok hoşuma gitti : "bencillik cinneti" eminim bu kelimenin içini dolduracak şeylere hepimiz aşinayız. Kitap, bu "bencillik cinneti"ne kendini kaptırmış kişinin deneyimlediği şeyler ve içsel çözümlemeleriyle düşünce dünyasındaki radikal değişimleri sunuyor. Ya öve öve doldurmak isterim burayı ama çok spoiler vermekte istemiyorum. Ben, herkese hitap edebilen, etkileyici ve usta işi bi eser olduğunu düşünüyorum. Hayatımızın belli dönemlerindeki o kişisel aydınlanmalarımızın hissettirdiği kapıyı aralamışız hissini öyle güzel hissettiriyor ki. Yaşamışsınızdır; bazen birşey okursun, duyarsın yada yaşarsın ve bu öyle bir deneyim olur ki artık o zamana kadar "doğru" bildiğin şey senin için artık "yanlış"tır. Devam ettiğinde kendini, düşüncelerinle çelişmiş bir halde bulacağın için artık bu deneyim yaşayışını değiştirir. Aslında bu kitap için de tam olarak şunu söyleyebilirim : Tolstoy, hepimizin bazı konular üzerine (din,siyaset,adalet...), kişisel çıkarlarımızdan arınıp düşünüp kararlar alarak, bizim geçmemizi istediği için araladığı kapıdan geçmemizi
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
Puan vermedi·616 syf.··
2021 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2021 22:32
İşlediği konular ile kitapları birçok dizi, film uyarlaması yapılmış yazar Stephen King'in son yayımlanan kitabı Enstitü, üç gün boyunca bana arkadaşlık etti ve sahneler film gibi gözümün önünden geçerken keyifle okudum. Kurgu mükemmel ama okuyucu için tahmin edilebilir ilerleyen bir kitap o yüzden çok şaşırtıcı şeyler beklemeyin. "İt" benzetmesi yapılmasını, korku/gerilim türünde çocuk kahramanların kullanıldığı bir kült olduğu için olağan karşılıyorum. Bu türün başkarakterlerinde (kitap/film/dizi farketmez) çocuk kullanılması gerilimi arttırıyor bu bir gerçek. Yakın zamandan örnek vereyim bir Netflix serisi olan "Stranger Things" ya da Stephen King'ın kitap uyarlaması olan ve yönetmenliğini Stanley Kubrick'in yaptığı "The Shining" filmi. Gizemli bir otelde katile dönüşen baba ve çoğu çocuğun fobisi olan katil palyaço burda işte enstitü. Çerezlik ve beni içine alan birşeyler okumak istiyorum derseniz okuyun, ama derseniz ki ben gerilim ve korkuda daha başarılı bir şeyler okumak istiyorum o zaman önerim: Jean-Christophe Grangé'in Şeytan Yemini kitabı...
EnstitüStephen King · Altın Kitaplar · 20212,007 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2021 00:21
Camus'nun hayatın anlamı, intihar ve yaşamı sorguladığı, kendi "absürdizm" ideolojisini ortaya attığı felsefi denemelerinden oluşan kitabı Sisifos Söyleni. Baştan söyleyeyim ilk başlarda akıcı olmasına rağmen sonradan bayağı zor anlaşılır bir kitap ve kesinlikle ortalama felsefe bilgisiyle Camus için bir ön okumanız olmadan başlamayın derim. Kitap adını, Yunan Mitolojisinde, Zeus'un sonsuza kadar büyük bir kayayı bir tepenin en yüksek noktasına dek yuvarlamaya mahkûm ettiği kral Sisifos'tan alıyor. Sisifos kayayı tepeye her çıkardığında kaya aşağı yuvarlanır. İşte böyle "boş" ve "anlamsız", absürt bir işle lanetlenmiştir Sisifos. Kitapta üzerinde durulan da, "boş" ve "anlamsız" anlamını yüklediği sıfatıyla: "uyumsuz insan". Kitaptan bir alıntı ile Camus 'un dilinden uyumsuz: "Öyleyse, uyumsuzluk duygusunun bir olay ya da bir izlenimin basit incelemesinden doğmadığını, bir durumla belirli bir gerçek arasındaki, bir eylemle onu aşan dünya arasındaki karşılaştırmadan fışkırdığını söyleyebilirim. Uyumsuz her şeyden önce bir kopuştur. Karşılaştırılan öğelerin ne birinde ne de öbüründedir. Karşılaştırılmalarından doğar." (Syf:46) Yani ne hayat ne evren ne de insan kendi başına anlamsız aslında, uyumsuzluk bunların birbiriyle olan ilişkisiyle ve insanin onu yorumlama çabasıyla ortaya çıkıyor. Bu absürtlüğün bilincinde olmak da insanı bilinçli kılıyor. Evet hayatımız ve varoluşumuz akılla açıklanabilir değil ama intihar etmek bu uyumsuzluğu ortadan kaldırmıyor. Aksine bu absürtlüğün bilincinde olarak ve uyumsuzluklarla yüzleşerek başkaldırmaktan geçiyor. Hepimizin Sisifos gibi kayaları var aslında, bunları hayatımızdaki engeller yada hedefler olarak düşünebiliriz. Eğer yoksa bunları yaratmak ve hayata anlamını kendimiz vermek elimizde. Nietszche diyor ki : "İnsanın
Felsefe
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202011,3bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2021 23:34
Schopenhauer'e göre, bütün o bizim kendi irademizle yaşadığımızı sandığımız sevgi/aşk ve tutku maceralarımızın hepsi aslında türün devamına olan içgüdüsel itaatimiz. Hatta bu öyle bir itaat ki hayatını bile sonlandırmana neden olabilir diyor. Çünkü Schopenhauer'e göre yeni birey ortaya çıkarma içgüdüsü yaşama içgüdüsünden daha güçlü. Buna Genç Werther’in Acıları 'ndaki Werther'i de örnek gösteriyor kitabında. Yeni bir birey ortaya çıkarma dürtüsüyle insanın herşeye göğüs gereceğini ama sonrasında aşkın pek bir olayının kalmayacağını ve bu yüzden mantık evliliğinin insanı uzun vadede mutlu edeceğinden bahsediyor. Babaannemden duyduğum "hevessiz *****ten köroğlu doğarmış." diye bi atasözü var onu da düşünmüş olacak ki; aşk evliliği olmadığında da sağlıklı bireyler ortaya çıkmaz diye de eklemiş :) Hakkını vereyim, ilk okuduğum kitabi ve iyi bir gözlemci olduğu kesin, keskin dili ile etkileyici bir okuma sunuyor. Ama kitapta cinsiyetçi, ırkçı ve homofobik cümleler göreceksiniz. Zamanına göre ilerici (sosyal bilimlerin emeklediği bir döneme göre çok cesur fikirler çünkü) ama modern çağımıza göre ilkel görüşlerle dolu. Herneyse, felsefeye ilgi duyanların ve okuduklarıyla beyin fırtınası yapmayı sevenlerin okuduğunda kendi gelişimleri ve özgün fikirlerini açığa çıkarmada katkısı olacağını düşünüyorum. Okuyun okutturun dostlar...
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Ayrıntı Yayınları · 201816,8bin okunma