Kitaptaki anlatım aslında herkesin kör olması değil. körlükten kaynaklanan bencilliiğin tasdiklenmesi, desteklemesi ve uygulanmasıdır.
Tüm körler bulaşıcılık riskine karşı eski akıl hastanesinde insanlık dışı bir karantinaya alınıyorlar.
Tabi onlar nerde olduklarını bilmiyorlar.
Bir kişi hariç
İnsanlardaki duyarsızlık gittikçe köreliyor.
Sürü bağışıklığına dönüşen bir vurdumduymazlık akımı başladı.
Ve kimse kimsenin bıraktığı pisliği görmüyor.
Böylece pislik günbegün büyüyor. Nasılsa herkes kör diye düşünen bencil körler kadar gözleri görenlerde aynı suçun ortağıdır.
Kitapta bana göre en önemli ayrıntı ya da diğer kitaplardan ayıran fark şu oldu.
Çok enteresanki yazar kitapta hiç kişi adı kullanmamış. Kitap baştan sona kimliksiz. İnsan ismi yok sadece sıfatlar var.
Ve bilinir ki, sıfat olan sözcükler isimlerin önüne gelmektedir. İsimlerin durumunu, rengini, şeklini, boyutunu ve sayısını belirtir.
Trafikteki ilk kör adam.
Kör adamın karısı
Hırsız.
İlk kör olan Polis.
Siyah gözlüklü genç kız.
Şaşı çocuk.
Oteldeki kız
Gözü siyah bantlı yaşlı adam gibi.
Bu da bana şunu düşürdürdü.
Bu hayatta başımıza ne gelirse gelsin hastalıklar felaketler savaşlar vs...
Kimse statüsüne göre muamele görmemeli.İsimlerimizden önce önemli olan sıfatlarımızdır yani İnsan olmamızdır.
Okumasını bilen insanlar bir kitapta bir broşürde veya gazetede gerek kendi İhtiyaçları için gerekse genele yararlı bir malzeme olarak saklanması gereken şeyi derhal seçip kapmasını bilirler.
Böylece elde ettikleri bilgi şu veya bu şekilde oluşan görüşlere katılır. Bu görüşleri bazen düzeltir bazen tamamlar. Doğruluğunu kuvvetlendirir mânâsını kesinleştirir.
Hayat birden bire bir mesele veya güçlük çıkardığı zaman okumasını bilen insanın hafızasında yılların biriktirdiği bilgilere dayanan bir fikri doğar, yani meseleyi buna göre kontrol eder. Ve böylece çözer veya aydınlatır.