Kalbimi çaldı bu roman,gözümü doldurdu,yüzümü güldürdü,yazmak konusunda yine haddimi bildirdi.Ne kadar güzeldi yahu ,herkes okusun, kalbi sıcacık olsun
Bugün kitabın yazılışının üzerinden uzun yıllar geçmiş olsa da, anlattığı birçok mesele güncelliğini korumaktadır. Bu nedenle Kendine Ait Bir Oda, kadınların sesini duyurma mücadelesini, ekonomik bağımsızlığın önemini ve yaratıcı özgürlüğün koşullarını hatırlatan, zamana direnen bir klasik olarak okunmaya devam etmektedir.
Clarissa Pinkola Estés, masalları yalnızca yorumlamıyor; onları kadınların korkularını, öfkelerini, yaralarını ve yeniden ayağa kalkma çabalarını anlamak için birer harita gibi kullanıyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, kurtların simgelediği özgürlüğün dış dünyaya karşı bir başkaldırıdan ziyade insanın kendi özüne dönüşüyle ilgili olmasıydı. Ancak bu yönüyle kitap herkese kolay ulaşmıyor; uzun yorumlar ve tekrarlayan semboller zaman zaman sabır gerektiriyor. Buna rağmen Kurtlarla Koşan Kadınlar, okuru hazır cevaplarla değil sorularla baş başa bırakan, masalların hâlâ neden yaşadığını hatırlatan güçlü bir eser.
Sineklerin Tanrısı, medeniyetin ince kabuğu çatladığında insanın içindeki karanlığın ne kadar kolay ortaya çıkabileceğini sarsıcı bir şekilde gösteriyor. Issız bir adada hayatta kalmaya çalışan çocukların zamanla kurallardan, akıldan ve vicdandan uzaklaşması, romanı yalnızca bir macera hikâyesi olmaktan çıkarıp insan doğasına dair güçlü bir sorgulamaya dönüştürüyor. Golding, korkunun, gücün ve aidiyet arzusunun bireyleri nasıl dönüştürebileceğini anlatırken okuru da rahatsız edici bir soruyla baş başa bırakıyor: Uygarlık gerçekten ne kadar derinimize işlemiş durumda?