Zannediyordum ki herkesin babası ve annesi ayrı evlerdedir; bütün çocuklar babaanneleriyle kalır, arada sırada anne babasının yanına gider. O evlerde babalar kızlarıyla daha çok ilgilenir, anneler daha uzak durur; babalar sarılır, anneler sarılmaz. O evlerde annene "anne" dersin, o seni mutfakta bir kenara çeker ve "Sen bana anne deme olur mu Meltem, illa diyeceksen Hikmet Anne de" der. Ben sanıyordum ki bütün çocukları babaannesi annesinden daha çok sever. Ben sanıyordum ki bütün çocuklar anne babasının evini ziyaret eder, onları görür, vakit geçirir, sonra babaannelerine geri dönerler.
"... Şunu aklına koy ki herkesi ilgilendirmeyen işlerde, herkesin aferinini bekleyenler hiçbir zaman ruh huzuruna kavuşamaz. İnsan tek başına doğar, tek başına ölür; iki kişi sevişir. Bu ne demektir, bilir misin? Bir insanın ölümüyle ilgili her şey yalnız kendini, sevişmesiyle ilgili her şey yalnız kendini ve sevdiğini ilgilendirir; üçüncü kişiyi veya kişileri ilgilendiren hiçbir şey yoktur. Özel yaşantında kendi kurallarını kendin koymazsan, hapı yuttun... Dinle beni kızım, bu işlerde tek bir doğru vardır, sana doğru gelen."