On sekiz yaşında babasının seçtiği adamla evlenmiş, yirmi yaşında anne olmuş, aşkı on beşinde komşu oğluyla bakışmak sanmış; çalışmayı, zevkli bir butikte alıcıların beğenen gözlerine sergilenen pahalı giysilerin yumuşak kumaşlarına dokunmak sanmış; doğumu bir kez, kürtajı dokuz kez yaşamış; yetiştirildiği İstanbul'dan sonra, bir türlü şu memur kenti, taşra örneği başkente uyamayan; saç boyalarını, saç biçimlerini çok iyi bilen, garip isimli Fransız yemeklerini güzel pişiren, hangi içkinin ne zaman, hangi kadehle ve hangi mezeyle içileceğini; aşçıyla, hizmetçiyle ne zaman buyurgan, ne zaman içten, ne zaman laubali konuşulacağını çok iyi bilen; kısaca yaşamı çok iyi bildiğini düşünen, konuştuğu on sözcükten dokuzu "eşi" üstüne olan evli bir kadın...