Bugün dünyada adalete olan inancın sarsılmasının temel sebebi tam olarak bu cümle. Ne zaman bir haksızlık büyüklük bizde kalsın diyerek örtbas edilse o kötülüğün faturası yine masum insanlara kesiliyor. İyiliği korumak istiyorsak kötülüğe kesin bir sınır çizmemiz gerekiyor.
Kitabı bir anne olarak okumaya başladığımda, annenin karnındaki bebeğiyle neler yaşadığını az çok tahmin edebiliyordum. Çünkü annelik duygusu, çocuk dünyaya gelmeden çok önce başlar. Anne ile bebeği arasında hamilelik süresince güçlü bir bağ oluşur; annenin duyguları bebeği, bebeğin tepkileri de anneyi etkiler. Aynı bedende, adeta bir bütün hâlinde yaşarlar.
Elbette her annenin annelik anlayışı farklıdır. Benim için annelik, daha hamilelik sürecinden itibaren çocuğun ihtiyaçlarını gözetmeyi, yaşamını ona göre düzenlemeyi ve sorumluluk almayı gerektirir.
Kitapta ise bunun tam tersini yapan bir anneyle karşılaşıyoruz. Karnındaki bebeğin varlığına rağmen hayatını oldukça sorumsuz ve bencilce sürdürmeye devam ediyor. Bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki anne karnındaki bebekler, annenin ruh hâlinden ve yaşadığı olumsuzluklardan etkilenebiliyor. Bu nedenle annenin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı çok önemli diye düşünüyorum.
Kitaptaki annenin davranışları beni zaman zaman oldukça öfkelendirdi. Dokuz ay boyunca karnındaki bebeğin ihtiyaçlarını ve varlığını yeterince önemsememesi, okur olarak beni rahatsız etti. Bu nedenle kitabı okurken sık sık bebeğe karşı büyük bir üzüntü hissettim.
Bu kitap bana bir kez daha ebeveynliğin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu düşündürdü. Çocuk sahibi olmak yalnızca biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik olarak da hazır olmayı gerektiren önemli bir karardır.
Daima kitaplarla ve sevgiyle kalın :)
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,488 okunma