İnsan bir öfke anında arkadaşını; bir buhran dakikasında kendini öldürebildiği gibi, aşk denen hastalığın şiddetlendiği bir sırada da istikbalini, halini, mazisini, her şeyini feda edebilir.
Pusat doktora istihkarla baktı:
Bunları iradesiz, karaktersiz ve zayıf adamlar yapar.
Doktor büsbütün hüzünlenen bakışlarını pencereden ta uzaklara çevirerek cevap verdi:
"En kuvvetli insanların da zayıf anları olur."
İntihar, akla düşen bir damla asittir.
Onunla yıkanmasını bilmeyen delik deşik olur ve erir.
Bu yüzden intiharın eşiğinden dönen yoktur.
Oraya varan orada yaşar.
Oraya varan orada ölür...
Ben şimdi sana kalk gel demem.
Beklerim hep ama gel demem.
Diyemem.
Çünkü öyle öğrendim.
Canım çok yanıyor şu an.
Eğer gelirsen, sarılırsan bana,
yapıştırırsan kafamı göğsüne,
ortalığı ayağa kaldırırcasına ağlarım.
Ama gel demem.
Diyemem.
Öyle öğrendim çünkü.
Öyle büyüdüm.
Gelmezsen işi vardır derim.
Çünkü biliyorum.
Sevdiğim bütün kadınların hep,
hep çok işi oldu çünkü.
Bir şey demem o yüzden.
Oturur beklerim.
Gelirsen ne iyi edersin.
Gelmezsen bir şey demem.
Beklerim...