İstanbul'un işgal yıllarında ,İstanbul'da yaşanan rezillikleri aktarmaya çalışmış yazarımız. Kitabın ismi de bu yüzden Sodom ve Gomore yani Lut kavminden bahsediyor. Kitapta yaratılan dünya gerçekliği olan bir dünya maalesef. Ülkemiz işgal altındayken bir grup elitist ve yabancı meraklısı Türk ahalisi ülkemizi işgal eden bu güruhla balodan baloya koşmuştur.
Yakup Kadri bu ahaliyi eleştirmek istemiş . Peyami Safa'nın Sözde Kızlar'ı , Aşk-ı Memnu , Mithat Cemal Kuntay'ın Üç İstanbul'u, Esir Şehrin İnsanları vb. kitaplar da bu konu üzerine yazılmış. O dönemin aydınlarını çokça rahatsız eden bir konu olmuş .
Lakin ben bu kitabı diğer kitaplara göre oldukça geride buldum. Kitabın en temel sorunu gerçeklikten kopması olmuş . Kitaptaki karakterler öyle saçma duruyor ki insan belli bir zaman sonra sıkılıyor. Kitapta güya iyi karakter Necdet en cibiliyetsiz adam. Leyla karakteri ingiliz hayranı yapmadığı halt kalmamış kitabın sonunda iyi karakter gibi bitiriliyor. Yabancı karakterler zaten dünyanın en aşağılık insanı gibi. Ne kadar kötü bir ortam oluşmuşsa da bir mantığa oturtmak gerekir karakterleri .
Anlatılan Balo ortamları , karakterlerin anlatımı falan açıkçası çok yapmacık geldi .Bir de anlat anlat sonu bir yere varmıyor hiçbir hikayenin anlatılıp kalmış . Kitabın büyük bir bölümünde çok sıkıldım. Diyalog üstüne diyalog çoğu bölümde sadece düz anlatım var. Kitabın tek güzel yeri Necdet'in iç dünyasının anlatılması olmuş.
Yakup Kadri iyi bir yazar ama bu kitabını tavsiye etmiyorum.
Zira, Türk milletine bu düşmanlarından intikamlarının en tatlısını, en seçkinini, en incesini almak nasip olmuştur. Onların gözü önünde günlerce, haftalarca, aylarca, eşsiz zaferin coşkun şenliklerini yapmıştır. Bazı geceler sabaha kadar devam eden bu şenliklerde durmadan havaya atılan fişeklerin renk renk kıvılcımları Türklerin
gözlerine gönüllerine ferahlık saçarken onların başı üstünde sanki bir Tanrı gazabının ateşi gibi yağıyordu ve cümbüş sesleri onlar üzerinde gittikçe yaklaşan bir cezanın uğultuları tesirini yapıyordu.