S

Amor Fati ...
"Baudelaire'in o huzursuz ruhuyla itiraf ettiği gibi; insan hep 'olmadığı yerde' mutlu olacağını sanır. Zihnimiz sürekli başka hayatların, başka ihtimallerin peşinde koşarken şimdiki zamanı ıskalarız. Oysa Nietzsche, o yaşlı taşçının hikayesiyle bize bambaşka bir ayna tutar. Güneş olmak, bulut olmak, rüzgar olmak ve en sonunda kaya olmak... İnsan en yükseğe de çıksa, en güçlüye de dönüşse, günün sonunda o kayayı yontan 'kendi' gerçeğine uyanır. Mutluluk, başka bir bedende ya da başka bir kaderde değil; Amor Fati diyerek kendi hikayeni, acısıyla tatlısıyla kucaklayabilmekte saklıdır."
Alıntı
"Zihni sürekli başkalarının nedenlerini çözmeye çalışan bir dedektif gibi kullanmak, insanı kendi hayatının seyircisi yapar. Aşırı analiz, eylemin düşmanıdır. Herkese karşı sonsuz bir anlayış geliştirmeye çalışırken, aslında en büyük acımasızlığı kendimize yapıyoruz: Hissedilen öfkeyi bastırıyor, korunma içgüdüsünü köreltiyoruz. Halbuki hayat, siyahla beyazın dengesinde yaşanır; fazlası kaçan her 'iyi' niyet, sonunda ruhu zehirleyen bir yüke dönüşür."
Alıntı
Ben de zamanla yavaş yavaş bıraktım başkalarına sarılmayı. Çünkü siz tek birinin sıcaklığının peşindeyseniz, koca dünya sarıp sarmalasa ne fayda! Üşümekten kurtulamazsınız. Psikoloji ve matematik bilimleri birbirine hiç benzemiyor.Kalple ilgili çıkarma işlemlerinde gidip komşudan bir onluk alamazsınız. Onun yerine tutar kendinizi sıfıra tamamlarsınız…
Alıntı
Çünkü bazı sızılar bir defa başladı mı artık geçmiyor. Bazı yaralar hiç kapanmıyor. Bazı eller bazı saçları okşamayınca, bu minicik, aptal, önemsiz şey yaşanmayınca, bazı hayatlar geri dönüşsüz biçimde tarumar oluyor. Belki siz bunu bilmiyorsunuz. Umarım hiç öğrenmezsiniz. Bazı durumlarda sadece bilmeyenler yaşamayı beceriyor. Hayatta kalmakla yaşamayı becermek aynı şey değil…
Sayfa 74·Kitabı okudu
Alıntı
Tarihteki dönemlere birer isim verilir. Yaşanırken değil, her şey olup bittikten sonra. Hekimden sorma, çekenden sor demişler. Yaşayan, derdi pekala bilir de, istikbalde o derdin nasıl tarif edileceğiyle ilgili en ufak fikre sahip değildir. Kavimler mesela, göçtüklerini fark etseler de yaptıklarının Kavimler Göçü olduğunu bilmez. Yontma Taş Devri sakinleri, taş yonttuklarının ayırdındadır elbet ama devindikleri devranın ileride böyle nam alacağını kestiremez. Bu isimler hep sonradan üflenir zamanın kulağına. Tarih tarihe karıştıktan sonra…
Alıntı