En eski kilisenin yakınındaki mezarlıktaki mezar taşlarının birinde bir çapa ve bir kum saati var ve şu sözcükler: Umut içinde.
Umut içinde. Bunu neden ölü bir insanın mezar taşına yazmışlar ki? Uman ölü müydü, yoksa hâlâ yaşayanlar mı?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dionysosçu insanın Hamlet’le benzer bir yönü vardır: ikisi de şeylerin özüne gerçek bir bakış atmış, onları tanımışlardır, ve eyleme geçmek onları tiksindirmektedir; çünkü eylemleri şeylerin bengi özünü değiştiremeyecektir, zıvanadan çıkmış dünyayı yeniden düzenleme işinin kendilerinden beklenmesini gülünç ya da utanç verici bulmaktadırlar. Bilgi eylemi öldürür, yanılsama yoluyla gizlenmiş olmak eyleme dahildir - budur Hamlet’in öğretisi, çok fazla düşünseme yüzünden, adeta olanakların aşırı bolluğu yüzünden eyleme geçemeyen, düş gören Hans’ın kelepir bilgeliği değil; düşünsemek değil, hayır! - hakiki bilgi, korkunç hakikati kavrayış, eyleme dürten her türlü güdüden üstün gelir, hem Hamlet’te, hem de Dionysosçu insanda.
En büyük mevkimizi sanat yapıtlarının anlamında kazandığımızı kabul edebiliriz -çünkü varoluş ve dünya ancak estetik bir fenomen olarak bengi haklı çıkarılmıştır.
İçsel zorunluluk olmaksızın, derin bir kişisel seçim olmaksızın, haz almaksızın çalışmak, düşünmek, hissetmek kadar daha hızlı yıkıcı başka ne olabilir? "Görev" otomatı olarak? Bu adeta décadence'in reçetesidir, kendini budala yerine koymanın...