Adı:
Deccal
Baskı tarihi:
15 Aralık 2016
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051710198
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Der Antichrist
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınevi
Nietzsche, klasik filoloji eğitiminden hareketle Apollon-Dionysos karşıtlığında bulduğu yaşamın sonuna kadar savunulması gerektiği fikrinden hiç vazgeçmemiştir. Bu bağlamda Hıristiyanlığa savaş açmıştır. Tanrı’nın ölümüyle başlayan süreçte sıradanlıktan kurtulmamız ve üstün-insan olmaya giden yolda çalışmayı savunmuştur. Deccal Nietzsche’nin ölümünden sonra yayımlanan başyapıtıdır. İnsanlığın hayallerini yıkan Hıristiyanlığa doludizgin saldırısıdır. Çünkü ona göre Hıristiyanlık intikam, ikiyüzlülük, küçüklük ve acıma dinidir ve dolayısıyla da Batının nihilizme kayışının temel nedenidir. Hıristiyanlık bir kölelik dinidir, zamanı çoktan geçmiş bir anlam ve değerler sistemine bağlılıktır. Her tür yaşamsallığa, güce ve onura karşı savaş açmaktır, üstün-insanı öldürmeye çalışmaktır.Nietzsche’nin Hıristiyanlığa duyduğu nefretin şiddetini anlamak için mutlaka okumalısınız.
Kitapla ilgili bilgi vermeye başlamadan önce aklıma gelen bir şeyden bahsetmek istiyorum. Kitabın önsözünün ilk paragrafının son cümlesi şu: Kimileri ölümünden sonra doğar. Bu cümle bana hemen yeni okuduğum Bulantı' da ki Anny' nin söylediği şu cümleyi hatırlattı bana " Ölümümden sonra yaşıyorum. " bu iki cümle bize gösteriyor ki J.P Sartre, Nietzsche'den açık bir şekilde etkilenmiş. Bu zaten bilinen bir şeydi fakat yine de bunun kendimde farkına varmam hoş oldu. Sizlerle de paylaşmak istedim. Kitaba geçebilirim artık.

Nietzsche okuyanlar az çok aşinadırlar. Sürekli bir güç istencinin peşinde koşar. Zayıflıktan nefret eder ve mutluluğu güçle özdeşleştirir. Ama bu kadar güçlü ve üstün olmanın varacağı noktayı söylemez bize. Sadece üstün insan olma yolunda acımasız olun. Bana pek doğru gelmiyor bu görüş. Özellikle siyasi arenadaki Realizm'in mutlak güç istencinin, tarafları güç çıkmazına sokacağı bilgisine sahip olduğum için. Buraya da uygulanabilir olduğunu düşünüyorum, bu teorinin.

Nietzsche evrimsel sürecin insanla son bulduğunu iddia eder. Yalnız bu iddiasında insanlar arasından bazı insanların diğerlerinin önüne geçerek " üstün insan" a ulaşabileceğini söyler. Üstün insan sondur ona göre. Toplum üstün insan'dan korktuğu için ona karşıt bir insan türü geliştirmiştir. Sürü insanı yani Hristiyanlar( muhtemelen bir dine inanan bütün insanları kastediyor.) İşte kitap bu iki tür insan arasındaki farklılıkları anlatıyor. Yalnız şu noktaya dikkat çekmek isterim ki Nietzsche'nin eleştirdiği Hristiyanlık, bugün yaşanmakta olan din değil. Çok radikal bir versiyonunu hedef almış. Hani biz deriz ya gerçek İslam bu değil. Nietzsche' de gerçek(!) Hristiyanlığı eleştirmiş. Sadece İsa peygamberi ayrı tutmuş bu eleştiriden. Din, İncil, Hz. İsa ile beraber ölmüştür. Ona göre Hristiyan diye bir şey yoktur. Hristiyan geçinen insan, iki bin yıldır kendini yanlış anlamış insandır. Bu düşüncenin somut tezahürünü dediğim gibi dini olarak Hristiyanlığı karşısına alarak, ahlaki olarak da Kant ve onun temsil ettiklerine savaş açarak gerçekleştirmiş. Budizm, Brahmanizm, Yahudilik, Konfuçyanizm, Müslümanlık değindiği diğer dinler arasında.

True Detective izlediyseniz orada bir sahne vardı. İki baş karakter arabada seyahat ederken, ateist olan diğerine; Evrimde çok ileri gittik. Şu an olan hiçbir şey normal değil minvalinde konuşuyordu. Nietzsche' de insanların evrimin doğal işleyen yasalarının günümüzde bozulduğuna işaret eder. Çünkü acıma denen bir duygu vardır ve tüm soylu yüreklerin zayıflığıdır. Acıma evrimi şu şekilde etkiler: Biz yok olmaya yüz tutmuşlara acıyarak onları hayatta tutmaya çalıştıkça aslında bir doğal dengeyi bozuyoruz. Acımasız ama realist bir söylem. Kişisel fikrim bu görüşün insanların, hayvanlarla aynı cihetten olduğu ön kabülüne dayanarak yapılmasının bu şekilde düşünme sonucuna yol açtığıdır. Çünkü eğer insanlarla hayvanları aynı kefeye koyarsanız. Nietzsche haklıdır ve evrimi bozmuştur insan. Ancak bu iki kategorilendirmeyi ayrı ayrı yaparsanız, İnsanın/ Modern insanın, Evrim'le bağlantısını koparabilir, zayıflık olarak görülen bu duyguların aslında insanlığın temel anlamı olduğu sonucuna ulaşabilirsiniz.

İyi okumalar diliyorum.
19. Yüzyılın Alman filozofu Nietzsche bu kitabında, tek tanrılı dinleri ve özellikle de Hıristiyanlığı, kiliseyi, Ruhban sınıfını, din adamlarını çok ağır eleştirmiş.
Hıristiyanlığın insanları düşünmemeye sevk ettiğini, baskı altında tuttuğunu, köleleştirdiğini , yaratıcılığını yok ettiğini, sıradanlaştırdığını ifade etmiş.
Ayrıca; “Güç İstenci”nini (özelliklede Alman ırkını belirterek) esas alan bireyci bir bakış açısıyla “Üstün İnsan” vurgusu yapmış.
Kitaptaki Alıntılarımla da belirttiğim üzere sosyalistleri de ağır eleştirmiş, ayaktakımı diye ifade etmiş.
Benim için Nietzsche’nin ideolojik olarak nerede durduğunu söylemek, anlamak mümkün olmadı.
İlgilenenlere keyifli okumalar.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.906 Oy)9.180 beğeni30.098 okunma922 alıntı146.134 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.916 Oy)19.833 beğeni45.412 okunma3.480 alıntı191.951 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.712 Oy)8.173 beğeni22.235 okunma4.392 alıntı136.394 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.705 Oy)9.655 beğeni27.104 okunma1.996 alıntı125.517 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (8.219 Oy)9.207 beğeni27.483 okunma2.920 alıntı121.128 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.601 Oy)4.087 beğeni13.597 okunma1.529 alıntı56.152 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.529 Oy)3.658 beğeni11.092 okunma6.049 alıntı101.302 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.097 Oy)13.909 beğeni36.021 okunma3.754 alıntı153.071 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.750 Oy)8.364 beğeni23.906 okunma947 alıntı95.255 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.898 Oy)6.007 beğeni20.551 okunma916 alıntı106.774 gösterim
Nietzsche, Nihilist ve derin filozof!
Bu kitabında, tek tanrılı dinleri ve özellikle de yozlaşmış Hristiyanlığı, çıkarcı ve despot kiliseyi, Hristiyan dinine inanan insanları Ruhban sınıfı modeli ile sömürmesi veya pasif kılınmasını, ağır bir dille eleştirmiş.
Hristiyanlığın, Hristiyanları düşünmemeye zorladığını, baskı altında tuttuğunu, köleleştirdiğini, insanın bilimsel yönünü ve yaratıcılığını yok ettiğini, direkt ve dolaylı olarak defalarda zikretmiştir.

Bu kitapta, sosyalistlere “ayak takımı” diyerek onların sığ ve zararlı olduklarını dolaylı olarak dile getirmiştir.

Nietzsche'ye göre, köle ahlakını benimseyen ve yaşamı reddeden bir öğreti olan Hristiyanlık, yok edilmelidir. O, bilimin düşmanı, sürü psikolojisinin temeli, dahası insan neslinin sonunu getirebilecek bir yanlış anlayıştır. Hristiyanlığı, insanlığın ölümsüz bir utanç lekesi olarak görüyor Nietzsche.


İyi okumalar…
İçinde bulunduğu baskın din Hristiyanlık olduğu için Hristiyanlık üzerinden aslında dinleri sorgulayan ve ruhban sınıfının yaptığı sahtekarlıklardan dem vuran bir kitap. Orta çağ zihniyeti gibi yaşanan her dini bu kitaptaki Hristiyanlık kavramı yerine koyunca kitabın ne kadar haklı olduğuna şahit olacağız. Aydınlanma isteyen bir beynin cümleleri ...
Hristiyanlığa olan nefretini o kadar doğru bir kalemle anlatıp, arkasını profesyönelce dolduruyor ki okuyucuya fikrini açıklamakla kalmıyor kalemine de hayran bırakıyor.Özellikle Budizm ile karşılaştırmaları dikkati cezbediyor.
Nietzsche beynimi yormaya devam ediyor hâlâ ama biliyorum ki beyin bilimsel olarak hiçbir zaman yorulmaz :) yine kendimle celistim :) Nietzsche sağolsun diycm ama yaşamıyor nasıl öldüğüne gelince araştırın derim onu da ben söyleyecek değilim :)
Ağır bir anlatımla dile getirilmiş, Tüm Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesinin ilk kitabı olan Deccal'de Hıristiyanlığa savaş açılmış; din ve ahlak ilişkisi anlatılıyor. Kitaptn dört bölüm çıkardım.
1- Ahlakçılığın Kötülüğü
2- Yahudi ve Hıristiyan Metinlerin Yanlışlığı
3- Mantıksal Püritenizmin Önemi
4- Dini Kurumların Kötülüğü

Nietzsche'nin yazılarını doğru anlamak, onun gündeminin bütünsel doğasını duymaktır. Argümanları, insanların mum ışığında güneşin ışığıyla gördüklerini inkar ettiğini gösteriyor. Nietzsche, okuyucularının zihninde en temel düşünce şemalarını kırmak istiyor; iyilik ve kötülük yoktur. Sadece kendiniz için yapabileceğiniz her şey var ve yapamayacağınız.

Deccal'de varoluşçulukta büyük bir ilerleme temsil ediyor. Nihilizm kokan satırlar. Tanrı'nın insana olan inancın temelsiz olduğu ve bu nedenle de anlamın ahlaki anlayışını anlamamızın yanlış olduğunu söyler. Hıristiyanlığa bağlılık, özveri ve kendini feragat etme kavramı, insan olarak kim olduğumuzun inkarıdır. Hıristiyanlığın, zayıfları ayrıcalıklı kılan bir dünya görüşü olduğunu anlamasıdır. Bu anlayış altında Hıristiyanlık kurgusaldır ve doğanın gerçekliğine aykırıdır, ki bu hayattaki tek ahlaki değer; güç ve kontroldür.

Bir ögretinin kendi yangınından çıkması gerekir. Hıristiyanlık kendi yangınından çıkmamıştır. Sitede bulunan Deccal-Hıristiyan Karşıtı kitabıyla aynı kitap olup, farklı yayınevi farklı isimle piyasaya sürülmüş yer yer değişkenlik gösterir. İnsanlara yeni değerler getirmeye çalışan Nietzsche yasaklanmışa erişmeyi amaçlıyor. ( Nitimur in Vetitum)
Nietzsche'nin okuduğum ikinci kitabıydı bu. Açıkçası ilk okuduğum Putların Alacakaranlığı kitabından sonra bir daha Nietzsche okumam demiştim kendime, çünkü anlamakta çok zorlanmıştım. Bu tarzda kitaplar okumaya ilk başladığım zamanlardı tabi o zamanlar. Kitapçıda yine Nietzsche'nin kitaplarıyla bol bol karşılaşınca bir kitabını daha okusam nolur sanki dedim. Ve bunu aldım, iyiki almışım. Bütün cümlelerini anlayarak, sorgulayarak okuduğum bir kitaptı. Çok çok beğenerek okuduğum, bitmesini istemediğim kitaplardan bir diğeriydi bu.

Tamamıyla Hıristiyanlık üzerine yazılmış bir kitap. Hıristiyanlığı eleştiri üzerine yazılmış bir kitap. Nietzsche'ye göre, köle ahlakını benimseyen ve yaşamı reddeden bir öğreti olan Hıristiyanlık, yok edilmelidir. O, bilimin düşmanı, sürü psikolojisinin temeli, dahası insan neslinin sonunu getirebilecek bir yanlış anlayıştır. Hıristiyanlığı, insanlığın ölümsüz bir utanç lekesi olarak görüyor Nietzsche.

Hemen hemen her sayfada üstünü fosforlu kalemle çizdiğim yerler vardı. Bence herkesin okuması gereken bir kitap Deccal. Keyifli okumalar dilerim...
Kısaca kitabın isminden de anlaşılacağı gibi "Hristiyan karşıtlığı" anlatılıyor. Niçe'nin acımasızca ve büyük öfkeyle eleştirdiği,yerden yere vurduğu= Hristiyan inancı ve getirdikleri;onun temsilcisi papazlar.
Niçe kitabın başında iyi ve kötü kavramları üzerinde kısa bir yolculuk yapıyor.Bu gezinti Hristiyanlığın değerler üzerinde meydana getirdiği değişimleri göstermek amacıyla.Bu noktadan sonra ;"Niçe Hristiyanlığı çarmıha gerdi" desek hiçte abartı olmaz.
Niçe'ye Hriatiyanlığın topluma en büyük zararının dekedanlık(soysuzlaştırma) olduğunu düşünür.Kültürlerin,bilimin,medeniyetin Hristiyanlığa karışınca;değerden düştüğünü savunur.Yaşama düşmandır Hristiyanlık Niçe'ye göre
"Hristiyanlık bir çeşit kendine ve başkalarına karşı gaddarlık,farklı düşüncelere karşı nefret ve birisini takip etme isteğidir."
Niçe hışmından papazlarda nasibini almış;onların egemenliklerini sağlamlaştırmak adına günah üreticileri olduğunu düşünüyor.
Aynı zamanda Yahudiler tarafından dünyaya hükmetmek amacıyla bir araç olarak kullanıldığını düşünüyor.Bilmem belki de yanlıs anlamışta olabilirim.
Hristiyanlığın insanı suçlu,ruhsuz ve hastalıklı ruh haline soktuğunu savunuyor.Kilisenin istediği insan prototipinin bu olduğundan bahsediyor.
Kilisenin "yeni"ye olan korkusundan cokça bahsedilmiş.
Garip bir şekilde diğer dinlerle karşılaştırıp onların daha tercih edilesi ve mantıklı temeller üzerine kurulu olduğundan bahsediyor.

Bundan önce okuduğum "Böyle Buyurdu Zerdüşt"e göre oldukça anlaşılır ve akıcı bir dili var.Anlamakta zorluk çekilecek bir yapısı yok.
Kısaca Niçe'nin kaleminden ateş fışkırıyor.
İYİ OKUMALAR
Nietzsche. Kimileri onun Tanrıyı öldüren bir deli/dahi olduğunu söylüyor. Bana göre ona Tanrının katili değil, O’nun ölümünü anladığını düşünen bir filozof demek daha doğru olacaktır.
Nietzsche’ye göre Tanrı bir sembolisttir. Sunduğu sembollerle insana nasıl yaşaması gerektiğini göstermiş ve yapması gerekeni yaparak, ölerek insanı yaşamla baş başa bırakmıştır. Bu terk ediliş insanların içine hangi duyguları salmıştır? Hınç? Korku? Hiçlik? Güç? Belki hepsinden biraz. Nietzsche’ye göre bu duyguların içinde insanın en eğilimli olduğu duygu güç, daha da güçlü olma isteği. Biraz daha ileri gidersek, belki de kendinden daha güçlü olan bir şeyin ölümünün, insanın içindeki doğal güç istenciyle paralel olarak insanı rahatlattığını söyleyebiliriz.
Nietzsche, bu eseriyle Hıristiyanlığı iğneleyici bir mizahla, çeşitli suçlamalarla itham etmiştir. Ona göre insanın güç ve çilecilik olmak üzere iki güdüsü vardır ve Hıristiyanlık ikincil güdü olan çileciliği seçip acıma dini haline gelmiştir. İnsanlığın güçlenip mükemmelleşebilmesi için zayıf olanları sistemin içinden elemesi gerektiğini düşünen, dolayısıyla Hint kast sistemini olumlayan filozof, Hıristiyanlığın insanlara pompaladığı “acıma” duygusu sebebiyle sefil durumda olanların korunduğunu söyler. Böylece insanlık adına bir çöküşün temelinin oluşturulduğunu belirtir. Acıma, insanın yaşam tutkusunu, gücünü artıran her şeye karşı bir yatıştırıcı işlevini görerek insanlığı geriletir. İnsanın kendini inkar etmesiyle oluşan gerici yapının “bifteğini” ise rahip sınıfı yer. Rahip sınıfının temelde yaptığı şey şudur: Tanrının işaret, kıssa materyali olarak gördüğü sembollerini kendi sofrasına hizmet edecek şekilde somutlamak.
Kısacası Nietzsche’ye göre tüm Hıristiyanlık tarihi, çarmıhta ölüm, Tanrının oğlu, orijinal sembolizmin yanlış anlaşılmış halinden ibarettir. Tanrı ölürken insanlara sezgilerini, iç güdülerini işaret etmiş; kilise ise bu iç güdülerle savaşarak insanlığı edilgenleştirmiştir. Kilise Tanrı’nın krallığını hayat dışında bir yere koymuştur. Oysa “Tanrının krallığı içinizdedir.” İnsan kendi erdemini, kendi zorunluluklarını kendisi “doğal olarak” bulmalı, “yapay” kurumların yaşama gücünü emmesine ve kendine kalıp bir ahlakı dayatmasına izin vermemeli ve büyük bir tutkuyla yaşam için çabalamalıdır. Üst insana ancak böyle ulaşılabilir.
Kitaptan genel olarak yaptığım çıkarımlar kısaca bu şekilde. Nietzsche’nin anlatılarını tam anlamıyla anlayabileceğim bir birikime şu an için sahip değilim. Bu yazıyı okuyup herhangi bir noktada yanıldığımı düşünen, benimle bilgilerini paylaşmak isteyen 1000k okurlarının yorumlarını seve seve okurum.
İyi okumalar…
Hıristiyanlığı mahkûm ediyorum; Hıristiyan kilisesine, bir savcının şimdiye dek ağzından çıkmış en korkunç suçlamayı yöneltiyorum. O, bana göre, düşünülebilecek yozlaşmaların tümünden çok daha büyüktür; olabilecek yozlaşmaların en kötüsüdür, olabilecek en uç yozlaşma istemidir. Hıristiyan kilisesi, bu çürümüşlüğü bulaştırmadık hiçbir şey bırakmadı; her değeri değersizliğe, her gerçekliği bir yalana ve her dürüstlüğü bir ruh alçaklığına çevirdi. Bana kalkıp onun "insancıl" nimetlerinden söz ediliyor! Acıyı ortadan kaldırmaya yönelik her türlü çaba, en derin çıkarlarına aykırıdır; o, acıyla yaşar; kendisini ölümsüz kılmak için acı yaratır... Friedrich Nietzsche
"Önsöz"ünden itibaren hayranlıkla okumaya başladığım ve bırakırken ellerimin titrediğini hala hatırlarım. Şu sözüde unutamadım. Hristiyanlık İslam'dan bile iğrenç bir dindir. İslam en azından erkeğe insan muamelesi yapmıştır.
Kişi sevgi içindeyken, başka zamanlarda dayanabileceğinden çok daha fazlasına dayanır, her şeye katlanır.
Kişi sevgi içindeyken, başka zamanlarda dayanabileceğinden çok daha fazlasına dayanır, herşeye katlanır.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 60 - arya
"Damarlarında tanrıbilimci kanı akanlar, bütün şeylere daha başından eğri, dürüst olmayan bir tavırla yaklaşırlar.."
Friedrich Nietzsche
Sayfa 40 - Arya Yayıncılık
Yüksek bir kültür, bir piramittir: ancak geniş bir taban üzerinde durabilir,
Friedrich Nietzsche
Sayfa 71 - Epub

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deccal
Baskı tarihi:
15 Aralık 2016
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051710198
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Der Antichrist
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınevi
Nietzsche, klasik filoloji eğitiminden hareketle Apollon-Dionysos karşıtlığında bulduğu yaşamın sonuna kadar savunulması gerektiği fikrinden hiç vazgeçmemiştir. Bu bağlamda Hıristiyanlığa savaş açmıştır. Tanrı’nın ölümüyle başlayan süreçte sıradanlıktan kurtulmamız ve üstün-insan olmaya giden yolda çalışmayı savunmuştur. Deccal Nietzsche’nin ölümünden sonra yayımlanan başyapıtıdır. İnsanlığın hayallerini yıkan Hıristiyanlığa doludizgin saldırısıdır. Çünkü ona göre Hıristiyanlık intikam, ikiyüzlülük, küçüklük ve acıma dinidir ve dolayısıyla da Batının nihilizme kayışının temel nedenidir. Hıristiyanlık bir kölelik dinidir, zamanı çoktan geçmiş bir anlam ve değerler sistemine bağlılıktır. Her tür yaşamsallığa, güce ve onura karşı savaş açmaktır, üstün-insanı öldürmeye çalışmaktır.Nietzsche’nin Hıristiyanlığa duyduğu nefretin şiddetini anlamak için mutlaka okumalısınız.

Kitabı okuyanlar 446 okur

  • gaye karalar
  • Rabia Ülkü
  • Gökçen Işık

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları