Bir yağmur yeli sonrası, inen iri damlalar dünyayı toprak kokusuna boğmuşken, içleri pır pırr ederek, derin derin bu dünyanın güzel kokusunu ciğerlerinin köküne kadar içlerine çekmiş, şu dünyaya, doğacak güne, toprağı yaran filize, açtı açacak tomurcuğa, bir çocuğun kapıp koyverdiği gülüşünehayran kalmış, yaşama bir kez minnet duymuş, çok şükür dünyaya gelişimize, demişler midir?
Onlar, yaşadıkları sürece, bir köşede bitmiş som mavi bir çiçeğe dokunmaya kıyamadan, gözleriyle olsun bir kezcik olsun hiç okşamışlar mıdır, iliklerine kadar sevinçten titreyip, iliklerine kadar bir mavi sevince kesmişler midir?
Vasili çınarların altına geldi, eve girdi, ambarın kapısını açtı, kavanozlardan birini aldı, dışarıya çıktı, sedire oturdu, petekli balı hançeriyle alıp somun diliminin üstüne koydu. Bal ince bir kiraz çiçeği kokusuyla kokuyordu.