Şimdi ölüm çok kolay uğrayabilir bana! Ama ben yaşayabildiğim sürece ölümü karşılamaya gitmemeliyim. Elbette, bir gün ölümle karşılaşırsam -ki karşılaşacağım- önemli değil; önemli olan şu ki, benim yaşamım veya ölümüm başkalarının yaşamını nasıl etkileyecek...
...Özdeki bir şey yitip gitmiş, yüzünden ayrı düşmüş gibiydi. Dolayısıyla, olağanüstü yeteneklerle donanmış bu devlet adamının derin göz çukurlarında hep bezdirici bir iç sıkıntısı vardı - tıpkı oyuncaklarından bıkan bir çocuğun ya da yetileri engin ama hedefleri dar olan, bütün yüce başarılarına karşın onu gerçekliğe bağlayan yüce bir amacı bulunmadığından yaşamı boşluk içinde kalan bir adamın gözlerinde rastlanan türden bir kasvet gibi.
Sizce o devrin insanları daha mı gaddardı? diye sordu memur.
Adam sel altındaki kasabaya bakıyordu. Hayır, dedi. Değildi. Rabbim ilkini yarattığı günden beri aynı insanoğlu.
"Seni tanıdığımdan bu yana her şey değişti. Bunun nedeni, yaptığım küçük işlerin benim gözümde daha tutkulu hale gelmiş olması değil. Çevremde olup biten her şeyi, ikimizin arasında konuşulacak konulara dönüştürmem."
Tadzio’nun dişlerinin pek öyle düzgün olmadığını görmüştü: Sağlığın verdiği parlaklıktan yoksun ve çoğunlarda kansızlarda görüldüğü gibi o kendine özgü, sırçamsı saydamlıkta renksiz ve çentikliydi dişleri. “Pek narin, hastalıklı gibi!” diye düşündü Aschenbach. “Herhalde kısa ömürlü olacak!” Bu düşüncenin ruhuna verdiği ferahlama ya da hafiflik duygusunun nedenini araştırmaktan vazgeçti.