Elif

Mimarinin evrilimi
9/10
·545 syf.··
2025 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2025 08:58
·
15.yya kadar insanların duygu ve düşüncelerini ifade etmede yalnızca mimari etkiliydi. Hint, Mısır,Roma’da daha çok (hatta yalnızca) teokrasi ve din adamları sembolleri hakimdi. Fenike, Yunan, Gotik mimarisinde ise özgürlük,halk ve insan konuları işleniyordu. Mimaride insanların tüm düşünceleri anıtlara dönüştürülüyordu. Dönüşmeyen tek bir düşünce bile yoktu. 15.yydan sonra bu mimarinin yerini matbaa almaya başladı. Bir çığ, bir yıkım mimariyi yok edebilirdi. Ancak kitaplar sayesinde aktarımlar süreklilikten ölümsüzlüğe dönüştü. Daha kolay aktarılması, taşınması ve saklanması sebebiyle kitaplar artık mimarinin yerini almaya başladı. Böylece diğer sanat dallarında da dönüşümler olmuştur. İşlemecelik;heykelciliğe, minyatür;resme, ayin ilahileri; müziğe dönüşür. Mimari adeta İskender’in ölümüyle her biri kendi krallığını ilan eden vilayetlerden oluşan bir imparatorluğa benzer.
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
Elif
Yani mimari değiştiğinde ölümsüzleştirken bir yandan eşsizliğini de yitirmeye başlar.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Öğütler Kitabı
8/10
·335 syf.··
2024 100. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2024 07:27
·
“İnsanlara hiçbir şey verme en iyisi mi al onlardan. İlla bir şey vereceksen de sadaka ver ama onun için de dilenmelerini bekle.” Dedi kahin Zerdüşte. Zerdüşt insanlığa gönderilen bir çağırıydı, bir üstinsan, bir gelecek, bir peygamber. Tüm insanlığa sesleniyordu, iyiyi ve kötüyü anlatmak istiyordu, ancak insanlar onu anlayabilecek bilişe sahip değillerdi, zerdüşt topladı onları seslendi anlattı çocuğa anlatır gibi ama insanlar anlamıyordu gerçek mutluluğu. “Eğer uçmayı öğrenemiyorsanız, daha hızlı düşmeyi öğrenin diyor.” Bir yerden çıkamıyorsanız daha çok batın! Zerdüşt kendisini mağarasına kapatmak istedi, orda hayvanlarıyla yaşamak istedi, eşek bile daha iyi anlıyordu onu çünkü, yılanı ve kartalı. Zerdüşt anlatıyordu anlatıyordu ama acaba gerçekten anlaşılmak mı istiyordu? Yardımcı olmak mı? Yoksa “üstinsan” olarak kendini ilan etmek mi? Böyle söyledi zerdüşt.
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Elif
Niçeyi yalomun kaleminden okurken hayran kaldım zihnine beynine hala beynini seviyorum ancak bu kitap nasıl desem… Niçe çok iyi bir filozof, ona göre ne yaratan var ne yaratılan sadece evren var ve doğurdukları. Bu kitap halka sesleniş tarzı yazılmış, insanları çağırıyor sürekli ama bir yandan da onu anlamadıklarından yakınıp duruyor asla kimse onu anlamıyor çünkü aslında kimseye bir şey anlatmıyor. Çok tuhaf bir kitaptı birinin size 24 saat nasihat verdiğini ve sürekli olmuyor anlamıyorsun dediğini düşünün. Yordu mu yordu, ama Niçeyi yine de seviyorum sadece kitap yazmasın öylece konuşsun dinleyim diyorum o kadar puanım 8/10 çünkü içinde gerçekten çok iyi hayat dersleri vardı bunları es geçemem
Normal insan, dengesiz insandır. Çünkü insan, ateş üstünde duran su dolu bir kazana benzer. Nasıl içindeki su kaynayınca kazanın kapağı atarsa, makinelerin buhar kazanlarına da artık buğu dışarı fışkırsın diye supap yapmışlardır. Buğunun artığı dışarı fışkırır delikten, kazandaki buğu da gerektiği kadar kalır, yani dengede durur. Yoksa kazan patlar. İnsan da böyle işte… Kızınca, duygulanınca, üzülünce, acılanınca, insan içinden bir şey boşaltacak ki, patlamasın da dengesi yerine gelsin. Ee nasıl içini fışkırtacak? Nasıl kazanın supabı varsa, insanın da bir tahtası eksik olacak ki, buradan dışarıya su koyuversin… Bu yüzden işte, dengeli insan bir tahtası eksik insan demektir. O normal denilen tahtası eksik olamayanlar, günün birinde birden patlayıp bombok olur, bir daha da onarılmazlar.
Elif
Akıllı olarak bu dünyanın kahrı çekilmez zaten.
Psikoloji bozan cinsten…
Frankestein… Kendi yaratıcısının bile korkup kaçtığı yalnızlığa terk ettiği varlığı, insanlar nasıl kabul edecekti? Her varlığın bir eşi, dişisi vardı peki insanın yarattığının neden yoktu? Bir varlık yalnız kalırsa, sevmez ve sevilemezse içindeki tüm iyi duygular yok mu olur? Dr Victor Frankestein hastalıklara çare bulmak için insanlıktan daha üstün bir varlık yaratmaya karar verir. Bunun için gece gündüz demeden çalışır ve sonunda bir canlı yaratır ancak yarattığı canlı o kadar çirkindir ki görüntüsünden korkar ve onu yalnız bırakıp kaçar. Yaratık yeni doğmuş bir bebek gibi hiçbir şey bilmeden dünyaya gelir ve insanlar onu gördüğünde zarar vermeye çalıştığı için onları uzaktan izleyerek hayatla ilgili her şeyi öğrenmeye karar verir ve yaratıcısından intikam alma peşine düşer ondan kendi gibi bir yaratık bir dişi yaratmasını ona eş olmasını ister ancak victor bunu reddeder ve yarattığı canavar sevdiği tüm insanları bir bir öldürür bu acılardan sonra canavarı öldürmeye ant içer victor ve yollara düşer ya kendisi ölecektir bu yolda ya da öldürecektir.
Elif
Elimde en uzun kalan kitap oldu işlenen konu ilginç evet ama o kadar kasvetli negatif bir adamki victor zaten iyi olmayan ruh halimi dibe çöktü karanlık yapraklar okudum sanki hiç güneş açmadı sanki kitap boyunca hep geceydi ve kirliydi bittiğine çok memnunum bence merak eden filmini izlesin ben izliycem ama kitabını okuyun der miyim demem arkadaşlar 6/10

Elif

, bir kitap okudu
Puan vermedi·481 syf.·
2024 70. kitabı
Zülfü Livaneli
8.9/10 · 164,2bin okunma
Elif
Kitabı yorumlamaya başlamadan önce Serenad-Für Nadia yı YouTube’dan dinledim. Bu öyle bir seranad ki notalarında aşk ve acının aynı nota çizgisi üzerinde iç içe geçmiş şekilde dizilmesi sanki… Dinlerken insan kalbinde bir acı, sızı, aynı zamanda da dans eden aşık bir çift hissediyor… Kitap tarih,aşk,dram,siyaset,inanç,din,ırk, daha sayamayacağım birçok şeyden bahsediyor dili sade anlaşılır hikayesi çok derin… İnsanların insan olarak değil dinine göre yaşayıp yaşamamalarına karar verildiği bir dönemdeki toplu ölümler iktidarların siyasi nitelikte yaptığı hareketler çok derin bir kitap olduğunu düşünüyorum yani etkiledi beni hele içindeki o imkansız acılı aşk o ince ruh sanki denize saçılan bir kuş tüyü gibi hassas narin zarif… Bu yazarla ilk tanışmam işlediği konular siyasi yönü bakış açısı herkesle uyuşmayabilir ama adamın siyasi görüşü beni ilgilendirmiyor kitapta sevmediğim abartı gelen saçma gelen kısımlar oldu maya ile maxin gereksiz yakınlaşması ama aslında cinsellikle ilgili olmaması benim okurken hoşuma gitmeyen türdendi bence bu tarz olan yazı Livaneli okurlarını ikiye ayırır mayanın güçlü karakteri mücadeleci tavrı hoşa giden türden bekar güçlü bir anne ve başına gelen tüm olaylara göğüs germeye çalışıp küllerinden doğan yeni bir kadın… biraz aradayım yani seranad beni etkiledi hem de çok ama bir yandan yarım kalan hikayeler vardı sanki yani noldu dediğim acaba ne olacak dediğim bazı olaylar hikayeler aydınlanmadı herkes okumalı diyemem her okuyan da aynı hissi zevki alamaz bunu da söyleyebilirim ama tuhaf bir etkisi vardı işte söyleyeceklerim bu kadar 8/10