Her iki halde de yoldayım, her iki halde de halimi bilenin yanındayım, diyor ama kendi kendine dama çıktığı geceler uzun uzun gözyaşları dökerek, soğuk havada sıcak gözyaşı ile ısınmak nedir bilerek, bir karar bulmaya, sükun bulmaya, kendinden utanmamaya yalvarıyordu.
Devrini beğenmeyen yanıma gelecek, arayan yanıma gelecek, meraklı, yanıma gelecek, istekli, yanıma gelecek, yani her belasına ekli yaşayan ve aslında öksesini arayan yanıma gelecek, yapıştırıvereceğim. Yanarım yanarım da şu hiç merak etmeyen, hiç isteği arzusu olmayan, ateşi olmayan suyu olmayan, yırtılmayan sökülmeyen sade vakti gelince ölen Allah'ın belası güruha, bu gülü solmaz mumu sönmez iblis soyuna gene de bir şey yapamayacağıma yanarım. Çünkü yanıma bile uğramayacaklar. Çünkü ne yapsam ne söylesem ilgilerini çekmeyecek, halbuki gerçek ve tek hedefim onlar, onlara bir şey yapamadığımı göre göre hırsım taze kalacak. Maşallah Nuhu Bey de hala çok dinç diyecekler. İşi bitmeyen, bitemeyen hep dinçtir, bilmeyecekler. Niye doymadı acaba? diye soranlar vardır, çok yediğini, çok elde ettiğini düşündükleri kimselere şaşkınlıkla bakarken, o saflara da diyemeyeceğim tabi daha hiç yiyemedim diye. Kimi görürseniz doymayan, dinlemeseniz de şimdi beni aklınızda bulunsun aslında yemek istediklerini yiyememiştir.
Nuhu birden kendini sanki almak, yerinden koparmak isteyenler varmış da yengesi onu kanıyla canıyla ele vermiyormuş gibi bir tatlı muhafazada duydu. Yengesinin elini öptü, kadın da Nuhu'ya sıkıca sarıldı. Dışarıdaki nifak avcıları böylece avuçlarını yaladılar.
Sandalda iki suskun, zoraki eğlenmeye çalışan yirmi yaşlarındaki gencin arasında tam dünyadaki halinde durdu. Sanki dünyayı küstürmemek, alındırmamak gerekiyordu da buna sebep eğleniyor ve memnun rolü yapmak şarttı. Öyle ya sandalı ve suyun kaldırma kuvvetini verene bir karşılık lazımdı, üçü de gülümsediler, vaat yerine geldi.