Orhan D. Tanşeknay

Orhan D. Tanşeknay
Kendimi bir kaç cümleyle anlatmak kadar sevmediğim çok az şey vardır.
İnsan Terbiyecisi
Eh işte
Mersin
Kahramanmaraş, 11 Aralık 1985
53 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
Sadullah Efendi gitgide normal bir çocuk olmakla beni tuhaf düşüncelere sevk ediyordu. Psikiyatri ilmi, pedagoji ilmi, genetik ilmi... Hepsi ama hepsi ilim değil, bu pastadan büyük bir dilimdi anlaşılan. İlim neydi ki tıp fakültesinde okuyan birinin koluna girsin de ona kendindekinden versin? İlim başıboş gezen bir attır; yakalar yakınlaşırsan az çok bir başka toprağa senin ayağını bastırır, bir başka süratle tanıştırır. İlmin binası olur mu hay safderun, umumhane mi bu, giren az çok alımını alsın.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Reklam
Akşamı dar ettim ve Sadullah Efendi ile fazla dramatik olmayan bir görüşme yapayım dedim. Bu dramatizmi kendim için istemedim. Çünkü ömrüm dramatik konuşmalar yapıp kendi konuşmamdan büyülenmekle, tekrar böyle bir konuşma fırsatını beklemekle geçmiştir. Gerçi sanıyorum ki bütün kafasızlar aynı durumdadır. Bu nişane gibi bir şeydir. O yüzden kendi malım saymıyorum. Fazlasıyla kamuya ait. Hatta bunu söylemeye utanırım ama insana ait mi ne?
Sayfa 68·Kitabı okudu
Onun dünya ile ilk temasında duyduğu bu hoşnutluksa beni dünyanın biraz daha dibine itti. Bunu beğenip kendine yer bulması hatta iyi yer kapmak isteyecek kadar içinde genişlemesi, benim içimdeki Sadullah Efendi'yi daralttı. Oğlum geldiği bu dehşethaneyi beğenmişti. Benim sabah ışığında, öğle güneşinde, akşam huzmesinde gözümü kör eden, bu aç oturulup aç kalkılan sofra, Sadullah Efendi'nin iştahını açmıştı. Dünyada yaşayan herkese duyduğum küslüğü ve derin gönül kırıklığının toplamını Sadullah Efendi'de bir taç mısra gibi istifleyip ketebeledim. İçime astım, isteyen görür. Ama gören aynısından istemez.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Bazı kuvvetli şeylerle kendinde onlara karşı bir mukavemet gelişmemişken karşılaşıp kucaklaşacak, dahası Sadullah Efendi'yi onlar sarıp sarmalayacak' Sadullah Efendi böyle örtüsü olmadan yaşamanın nasıl bir şey olduğunu hiç bilmeyecekti. Bu şekilde benim çıplaklığım onun hiç bilmediği bir şey olacaktı. Beni hiç anlamayacaktı. Olsun, varsın anlamasın. Anlasa beğenmezdi zaten, kim anladığına kıymet vermiş ki, anlamak küçümsemektir biraz da.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Korktuğum başıma gelmedi, oğlum oldu. O an bunu söylemek benim de tuhafıma gidiyor ama korktuğumun başıma gelmemesinden "Acaba asıl korktuğum bu mu?" diye bir düşünce geçti içimden.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Reklam