Bu hayatta çoğumuzun ana gayesi mutlu olmak olduğu halde, yaşarken çoğu zaman bunun tam zıttına sebep olabilecek davranışlarda bulunuyoruz. Hatta, mutsuz olmamıza sebep olacak isteklerimizi, yaşamımızın ana hedefi haline getiriyoruz.
Buna göre, bu kitapta Schopenhauer tarafından yapılmış ve derlenmiş tanımlarla, hem kendimizi hem de ne istememiz gerektiğini daha iyi idrak edebilir hale geliyoruz. Beklentilerimizi tutarlı ve makul tutarak, elde etmemiz halinde bizi mutsuz edecek gayelerimizin farkına varıyoruz.
Yer yer katılmadığım yerleri olsa da genel itibari ile bazen hiç düşünmeden yaşadığımız hayatımızda kılavuz görevi görebilecek bir eser. Yerinde tanımlamalarla idrak kapasitemizi arttırarak öncesinde adını koyamadığımız gerçeklerin farkına vamamıza yardımcı oluyor.
Korku edebiyatının çizgilerini belirsizleştirip fantastik ve bilim kurgunun sınırlarıyla kesiştiren, bir çok yazara esin kaynağı olmuş, Lovecraft seven herkesin mutlaka okuması gereken "ilginç" bir eser.
Kendi içinde derli toplu ve sınırları keskin kitaplar okumak isteyenler vaktini başka kitaplara ayırabilir. Farklı bir şeyler okuyup değişik tatlar almak isteyenler kaçırmasın.
Kimilerine göre en iyi fantastik seri kabul edilen Malazan serisinin 3. kitabı.
Karakterlerinden evrenine, ırklarından dillerine, dolu dolu bir evrende geçen karanlık ve üzücü serimiz devam ediyor.
Öncelikle 3. kitap, okumayanlar için 2. kitaptan çok ilk kitaptaki olayların ve karakterlerin hikayelerinin devamı niteliğinde. Yazar normalde ilk kitaptan sonra bu kitabı yazıyor ama yazma esnasında kazayla yazdıkları kaybolunca araya Ölühane Kapılarını alıp Buzun anılarını 3. kitap olarak çıkarıyor.
Hikayemizde öncesinde karşımıza düşman olarak çıkan Rake ve Brood gibi saygı duyulası karakterleri bu kez müttefik olarak görüyoruz. Hep beraber eski düşmanlar, yeni ve güçlü bir düşmana karşı birlik olmuş olarak karşımıza çıkıyorlar. Tabi buna bütün insanların kaderini etkileyecek başka gelişmeler ve binlerce sene öncesinden gelen kadim düşmanlar da eklenince, yine muazzam yazılmış ve öngörülemez bir yitiş serüveni bizleri bekliyor.
Seriyi öncesinde beğenmiş olan herkesin hiç şüphesiz çok beğeneceği, fantastik severlerin ise karmakarışık olaylar ve karakterler cümbüşüne kendilerini hazırlamadan yaklaşmaması gereken, keyifli bir sanat eseri.
Yerli bilim kurgu için gerçekten potansiyeli olan bir yazarın ilk kitabı.
İçinde bulunan karakterler ve felsefi bakış açısıyla, pek çok güzel unsur barındıran, sürükleyici bir eser.
Son KüreErdem Ünlü · Elpis Yayınları · 20208 okunma
Öncelikle bu kitap kesinlikle kurgusuyla ön plana çıkan, masalsı bir hikaye içermiyor. Böyle bir beklentiyle okumamanızı şiddetle öneririm.
Hikayemiz, dünyanın çeşitli yerlerinde dünya dışı varlıklar tarafından etkilenildiği düşünülen bölgelerin ortaya çıkması sonrasında yaşanılan kaos ortamında geçiyor. Bilim adamları bu bölgelerdeki dünya dışı nesneleri incelemek isterken, bu bölgeler çok tehlikeli olduğu için giriş yasaklanmış durumda. Bu nedenle, yasadışı olarak bu bölgelere bu nesneleri temin etmek için "Stalker" denilen tecrübeli nesne avcıları giriyor. Hikayemiz hem yaşanan kaos ortamının dünyaya etkilerini hem de "stalker" olarak yaşamanın tehlikeli ve tutkulu öyküsünü anlatıyor.
Dil olarak, (çeviride Rusça'nın kendi yapısından kaynaklanan ufak çeviri pürüzlerini saymazsak) olabildiğince hayatın içinden ve sert. Çoğu yerde hikayenin kurgu yönünü bile bastırıp okuyucunun gözünde gerçekçi bir dünya izlenimi veriyor.
Ben kişisel olarak beğendim. Özellikle dili ve karamsar ortamı hoşuma gitti. Belirttiğim gibi, genel fantastik bilim kurgu okurlarına önermem. Düşük beklentiyle okunmasını tavsiye ederim.