Makine ortaya çıktığı andan itibaren, insanın pis ve ağır hizmette didinmesi, dolayısıyla eşitsizliğin gerekliliğinin kalmadığı, düşünen herkes için belli olmuştu. Makine özlikle bu gaye uğruna kullanıldığı takdirde, açlık, kendini tüketircesine çalışma, pislik, cehalet ve hastalık birkaç nesil sonra ortadan kaldırılabilirdi. İşte gerçekte, böyle bir maksatla kullanılmayan makine, on dokuzuncu yüzyılın sonundan yirminci yüzyılın başına kadar elli yıla yakın bir devrede, âdeta kendiliğinden oluveren bir gelişme ile -bazen paylaştırılmak zorunda kalınan bir zenginlik üreterek- ortalama insanın yaşam sevyesini elbette fazlasıyla yükseltti.
"İstiyorum ki halk, kendi çektiklerinin ayrımına varsın. Bir kez halk yoksulluğunun ayrımına varırsa... Daha doğrusu halk, halk olarak kendi gücünün farkına varırsa... Kaderine öylesine razı olmuş görünüyor ki."
...demek ki annesi, bir daha hiç geri gel-
memek üzere yitip gitmiş bir mutluluğu olduğu gibi koruyabileceğine, zamanın akışını durdurabileceğine, oğlu geri gel-
diğinde kapı ve camları açmakla her şeyin eskisi gibi olabileceğine inanıyordu...