Heriften hiçbir zaman hoşlanmamıştı, şimdi kendine itiraf edebilirdi bunu artık. Çatısı altında barındırıp sömürdüğü sürece içi rahat etmemişti. İlk kez yasak bir şey yapan, usulsüz yollara sapan dürüst bir insanın ruh halini yaşamıştı hep. Elbette foyasının meydana çıkması tehlikesi çok küçük, buna karşı başarı olasılığı dev gibi büyüktü, ama huzursuzluğu da, vicdan rahatsızlığı da bir o kadar büyük olmuştu. Gerçekten onca yıl bir tek gün geçmemişti ki, bu adama uyduğunun cezasını günün birinde bir biçimde çekeceği korkusunu ensesinde hissetmesin. Sonu iyi gelse bari! Yatmış kalkmış, kafasından dua gibi hep bu düşünceyi geçirmişti - bu zorlu maceranın sonundaki başarının tadını ceremesini çekmeden bir çıkarabilsem! Bir becersem bunu! Gerçi hak değil bu yaptığım, ama Tanrı bir gözünü yumacaktır, muhakkak yumacaktır! Ömrüm boyunca az mı çarptırdı beni yeterince ağır cezalara hiçbir neden olmaksızın, Onun için adaletinin gereğidir bu kez hoşgörülü davranması. Hem benim suçum ne ki bu işte, eğer bir suç söz konusuysa? Olsa olsa, bir çırağın mucizevi istidadını istismar edip onun yeteneğini kendiminmiş gibi göstererek lonca düzeninin bir parçacık dışına çıkmış olmam. Çok çok, zanaat geleneğinin buyurduğu fazilet yolundan cüzi ölçüde ayrılmış olmam. Çok çok, dün lanetlediğim şeyi bugün kendim yapıyor olmam. Cürüm müdür bu? Başkaları ömür boyunca düzenbazlık ediyor. Ben sırf birkaç yıl azıcık hileye saptım. O da, rastlantı karşıma bu bir kerelik fırsatı çıkardığı için. Belki rastlantı bile değildi, belki o büyücüyü kapıma gönderen Tanrı'nın ta kendisiydi, Péllesier'yle şürekâsı yüzünden çektiğim aşağılanmalardan sonra bir ödül olarak. Belki de takdir-i ilahinin benimle hiç uğraştığı yok da Péllesier'yi cezalandırmak amacını güdüyor! Bu olabilir işte! Yoksa, beni yükselterek
Callimachus bu esnada akıllıca bir strateji geliştirdi. Ardına saklandığı ağaçtan birkaç adım ileriye koşuyor, taşlar uçuşmaya başlar başlamaz hemen geri çekiliyor, böylece her bir hamlesinde düşmana on araba dolusu kaya harcatıyordu. Derken Agasias tüm ordunun takdirini kazanan Callimachus'un başarısını görünce, düşmanın taş yağmuru altından kaçıp kapıya ilk ulaşma şansını kaybedeceği korkusuna kapılarak, arkadaşları Aristonymus'a, Lusialı Eurylochus'a ya da bir başkasına tek kelime etmeden ileri atılarak tüm birliği geçti. Fakat Agasias'ın yanından geçtiğini gören Callimachus, kalkanının kenarına yapıştı. Bu arada Methydrialı Aristonymus ve hemen ardından Lusialı Eurylochus ileri atılıp, bu ikisini geçti. Her biri cesur olan bu askerler, yiğitlikte birbirlerinin sıkı bir rakibiydi. Böylece, bu onur yarışı sayesinde kaleyi ele geçirdiler, içeri girdikten sonra da havada tek bir taş olsun görülmedi. Ancak tam o anda korkunç bir şey oldu. Kadınlar küçük çocuklarını kayalardan aşağı attıktan sonra kendileri de atlamaya başladı, erkekler de onları izliyordu. O anda, Stymphalialı Yüzbaşı Aeneas, iyi giyimli bir adamın kendini aşağı atmak üzere olduğunu gördü, hemen onu durdurmak için atıldı, ancak o adamı tutamadan adam onun kollarına yapıştı ve ikisi birden kayalıklardan yuvarlanarak öldüler. Pek az sayıda esir alınsa da bol miktarda sığır eşek ve koyun sürüsü ele geçirildi.
Doğduğunuz ve karnınızın doyduğu yurdunuz bugün bu özgürlüğe sahipse, siz hiçbir ölümlüyü efendi olarak bilmiyorsanız, tanrılardan başkasına boyun eğmiyorsanız cesur atalarınız sayesindedir.
Şayet, artık aramızda olmayan generaller ve subaylar yerine yenilerinin atanmasını sağlarsanız, orduya büyük katkınız dokunacaktır; özetlemek gerekirse, liderlerin olmadığı yerde, güzel ve yaygın bir iş yapılamaz. Özellikle de askerlerin lidere ihtiyacı vardır. Çünkü disiplin orduların kurtuluşu olabilirken, disiplinsizlik bozgun getirir.