-Dün gece uyumadım.
-Niçin?
-Yeşil meselesi...
-Hatırlamadınız mı? Otomobilin yeşilini beğenmediniz.
-Hatırladım.
-Eskiden beri yeşili sevmez misiniz?
-Sevmem.
-Sekiz ay evvel seviyordunuz.
Göz kapakları çırpındı.
-O yeşil başka. Çağla bademiyle tirşe arasında bir ton. Çok severim onu. Otomobilin yeşili değil.
İzah mükemmeldi. Gülümsedim. Dün gece bu nüansı niçin kaçırmıştım? İçimdeki muhalefetin oyunudur bu. Kalbe karşı muhalefetin akıldan veya gurudan geldiği sanılır. Bence bu, kalbin kendi kendisine karşı müdafaasıdır. Sevgilide kaybolmamak için nefret sebepleri arar, bulamazsa yaratır. İşte böyle, kendi kendini aldattığını anlayınca da utanır ve ona daha çok bağlanır. Kendi yalanlarını affetmeyen kalbin kendine verdiği ceza.
Âşıklara haber vermek isterim. Kalbin büyün meseleleri yalnız kalpte halledilir. Çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir. Ümitsiz bir aşkın panzehiri nefrettir. Fikirler ancak bu mukavemet hislerini yaratan tahrik ve telkin unsurlarıdır.
Randevuya her gelişinde bir yığın meçhul, hareket hâlinde... Buluşma dakikaları yaklaştığı zaman, loş salonda, gözlerim giriş kapısının yaylı kanatları üzerinde parlayan buzlu camlara dikilir.