Alpay Şirin

Ah Dido Üzümlü Kekim
Ah hain aşk, neler yaptırmazsın insanlara, denenmedik hiçbir şey kalmasın diye ölmeden önce, mutsuz Dido'nun tek çaresi gözyaşları yine; yalvarıp yakaracak tekrar ve dize gelerek gururunu sevdası uğruna feda edecek
Sayfa 136 - Jaguar Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Güvenim kalmadı hiçbir şeye. Kıyılarımıza vurduğunda, yok yoksulken, ben onu yurduma aldım, krallığımın bir kısmına yerleştirdim; ah, ne çılgınmışım! Donanmasını, yoldaşlarını kurtardım ölümlerden. Ne yazık! Öfkeler sardı beni, sürükleyip götürüyor; şimdi de yok rahip Apollon, yok Libya kehaneti, yok İuppiter, tanrı habercisini yeller arasından yollamış da, o korkunç haberler getirmiş de... Gökteki tanrılara ne kadar da yakışır bu, kaçırırlar zahir bu dertlerle huzurlarını. Yok, hayır, tutmuyorum seni, verecek yanıtım yok. Var git sen izle İtalya'nı yellerin önünde! Dalgalar arasında krallık ara kendine! Adil uluların gücü varsa eğer, umarım, kayaların arasında, işkenceler içinde kıvranırsın "Dido!" diye adımı bağıra bağıra! Sen uzaktayken, meşum ateşlerle peşindeyim, soğuk ölüm alınca da ruhumu bedenimden, hayal olup nereye gidersen git, orada olacağım. Cezanı çekeceksin hain! Çektiğin de bana malum olacak; yeraltında Manların kaldığı girdaplarda, bana kadar ulaşacak haberin!" Böyle dedi, susuverdi yarıda; yorgun, bitkin, kaçtı ışıktan, süzüldü gitti sözler önünden; çekildi, bıraktı onu öylece korku içinde: Dilinin ucundayken birçok söz, söylemeye hazırlanıyorken donup kalmıştı! Hizmetçiler kaldırdı bayılan kraliçeyi, götürdüler mermer odaya, yatırdılar yatağa.
Sayfa 134 - Jaguar Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Söylenti Dediğin
Söylenti yel gibi yayıldı büyük kentlerine Libya'nın, o her şeyden hızlı yayılan Söylenti, yayıldıkça güçlenen, gitgide de kuvvet bulan; başta çekingen, ufacıktır ama çok geçmeden yükselir havalara; yerde yürür ama başı bulutlarda gizlidir. Anası Toprak'mış denir, tanrılara buğuzlanıp, onu nefret içinde getirmiş yeryüzüne: Ceos'la Encedus'un en küçük kardeşiymiş, herkes öyle anlatır. Ayağına tez, kanadı hızlı ve korku saçan bir canavar azmanıymış. Ne kadar tüyü varsa, o kadar keskin gören gözü varmış bedeninde, o kadar dili varmış, o kadar konuşan ağzı. Ah ne mucize: O kadar da dikilmiş kulakları! Gece uçar, yerle gök arasında vızır vızır, karanlıkta yummazmış gözünü tatlı uykuya. Gündüz de otururmuş bekçi gibi, ya bir evin çatısına ya da yüksek kulelerin üstüne, koca kentler dehşet saçarmış. Hem iftiranın, yalanın sadık habercisiymiş hem de gerçeğin. Türlü dil dökerek kulaklarını milletin şakır dururmuş hep olanı da olmamışı da.
Sayfa 126 - Jaguar Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Ay yayını üçüncü defa ışıkla doldurdu, tam üç aydır ben ormanlarda ıssız hayvan inlerinde ve barınaklarında sürünmekteyim.
Sayfa 114 - Jaguar Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Nereye gitsem bir korku, bir dehşet içimde, sessizlikten bile korkuyor, ürküyorum.
Sayfa 86 - Jaguar Yayınları·Kitabı okudu
Mitoloji