Alpay Şirin

Baktım, hepsi de toplanmış can atıyor savaşa, dedim ki onlara: "Ey gençler, ey boşuna yiğit ve cesur yürekliler! Siz de benim gibi, her şeyi göze alarak gelmek istiyorsanız peşimden, görün önce kader bizi ne hale düşürdü: Bu imparatorluğu ayakta tutan tanrılar, tapınakları, sunakları bırakıp gittiler; yardımına koştuğumuz kent alevler içinde. Ölelim haydi, dalalım silahların içine! Hem kurtuluştan umut kesmek, yenilmişler için tek kurtuluş umududur!" Gençlerin yürekleri işte böyle ateşlendi, böyle çılgına döndü. Kurtlar gibiydik karanlık sislerde ava çıkan: Boğazı kurumuş yavrular arkada gözlerken açlıktan gözü dönmüş analarının yolunu, nasıl saldırgan olursa kurtlar, biz de öyleydik; kargılarla düşmanın içinden ilerliyorduk kaçınılmaz ölüme doğru, kentin ortasına varan yolu tutmuştuk. Uçup gidiyordu gece, zifir gibi etrafımızdan bomboş karanlığıyla. Kim anlatabilir o gecenin felaketini? Hangi gözyaşları denk olur çilelerimize? Göçtü gitti o eski kent, yıllar yılı hâkim kent. Her yere serpilmiş yatan birçok şekilsiz ceset. Yollara, evlere, kutsal tanrı eşiklerine dağılmış. Hem canlarını kanlarıyla ödeyen yalnız Troialılar değildi: Bazen de kahramanlık damarı kabarıyordu yenilmişlerin bile ve yengili Danaolar da seriliyordu yere. Her tarafta vahşi ağıtlar, korku ve dehşet; ölümün türlü hali kol geziyordu her yerde!
Sayfa 69 - Jaguar Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Aradığınız işte karşınızda, ben Troialı Aeneas'ım, kurtuldum Libya'nın dalgalarından. Ey Troia'nın dile gelmez çilesine acıyan tek insan! Sen Danao kılıcından kurtulup da denizlerde, karalarda, türlü felaketlerle bitkin düşen bizleri, her şeyimizden yoksunken, kentine, sarayına kabul ettin bir yoldaş gibi. Hepimiz, kraliçem, nasıl ödeyeceğiz sana olan minnetimizi, bizler, koca yeryüzüne saçılmış Troia soyu? Gözlüyorsa dindarları göklerde tanrılar, adalet, doğruluk bilinci varsa hâlâ bir yerde, dilerim tanrılar versin layık olduğun ödülü sana. Seni yaratan çağa ne mutlu! Hangi değerli ana babadan senin gibi kız doğmuş! Irmaklar denizlere aktıkça, gölgeler dolandıkça koyaklarını dağların ve gökler ışık verdikçe yıldızlara ünün, adın, övgülerin yaşayacak her zaman, kaderin beni çağırdığı her yerde!"
Sayfa 49 - Jaguar Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat

Alpay Şirin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·304 syf.·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2024 10:21
·
2024 14. kitabı
David Eagleman
8.4/10 · 8,1bin okunma
Kehanet; Kader Demek
Aeneas İtalya'da büyük bir savaş yapacak, hükmedecek tüm vahşi uluslara, insanlara; yasalar koyacak, surlar dikecek Latium'da. Üç yaz, Rutullerin boyunduruğundan sonra da üç kış geçinceye dek sürecek egemenliği. Ama şimdi İulus denen çocuk (İlus'tu adı, İlium'un gücü de krallığı da ayaktayken); şu Ascanius uzun yıllar, yani tam otuz yıl egemen olacak, Lavinium'dan krallığını götürecek Alba Longa'ya, kudretli surlarla çevirecek kenti. Hükmedecek Alba Longa'da Hector'un soyu tam üç yüz yıl! Mars'tan gebe kalıp kral sarayından bir rahibe; İlia, ikiz oğlan doğuruncaya dek! Sonra da sütannesinin, kurdun boz gölgesinde, nur topu gibi Romulus, gelişip başına geçecek soyunun; kentini, Mars surlarını kuracak; adıyla anılacak Romalı diye ulusu; sınır koymadım onun gücüne, süresine, sonsuz egemenlik verdim. Yeri, göğü, denizleri korkutup sindiren haşin İuno da iyi niyet besleyecek artık dünya hâkimi Romalılara, togalı soya, yardım edecek benimle birlikte, emrim böyle! Yıllar sonra Assaracus torunları, gün olup Pthia'yı, o ünlü Mycenae kentini ezecek egemenliği altında, hükmedecek yendiği Argoslulara; bu parlak soydan Caesar doğacak, Okyanuslar olacak egemenliğinin ucu, ününün ise yıldızlar. Büyük İulus'tan alacak soyadı İulius'u. Göğe alacaksın bir gün
Sayfa 36 - Jaguar Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Nasıl ki büyük bir ulusta bir isyan çıktığında cahil ayaktakımı boşanır çılgın gibi, her şeyden kendine silah yapar; çırağılar, taşlar uçuşur durur havada; ama tam bu sırada dindarlığı, hizmetleriyle saygıdeğer birini gördü mü tesadüfen, keser sesini güruh, kulak verir birden, etkilenip sözlerinden yumuşar ya ruhları, tıpkı öyle gözden geçirip de suları tanrı, sürünce atlarını masmavi göklere doğru, kesiliverdi denizin olanca şamatası. Salıverdi gemleri tanrı, uçtu gitti arabası.
Sayfa 31 - Jaguar Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat