Alpay Şirin

Başı tedavi edilip sarıldıktan sonra David dışarı çıkıyor, gözü kapalı, bileğine de bir buz torbası bağlı. Bekleme odasında Bill Shaw'u bulunca şaşırıyor. Kendisinden bir baş, daha kısa olan Bill, David'i omuzlarından tutuyor, "Dehşet verici," diyor, "korkunç bir şey. Lucy bizim evde. Kendi gelip alacaktı seni ama Bev bırakmadı. Nasıl bıraksın?" "İyiyim. Hafif yanıklar var, o kadar. Gecenizi berbat ettiğimiz için üzgünüm." "Saçmalama!" diyor Bill Shaw. "Arkadaşlar bu günler içindir. Siz de olsaydınız aynı şeyi yapardınız." Bu art niyetsiz sözler, David'in içine işliyor, aklından çıkmıyor. Bill Shaw, kendisinin, yani Bill Shaw'un başına bir darbe alıp sonra da yakılması durumunda onun, yani David Lurie'nin hastaneye gideceğine, bir gazete dışında okunacak tek bir şey olmayan bekleme odasında oturup Bill'i alıp evine götürmek üzere orada bekleyeceğine inanıyor. Bill Shaw, bir kerecik birlikte bir fincan çay içti diye David Lurie'nin arkadaşı olduğuna inanıyor, ikisinin birbirlerine karşı yükümlülükleri olduğuna da. Bill Shaw haklı mı, haksız mı? Olsa olsa iki yüz kilometre uzaktaki Hankey'de doğmuş olan ve bir nalburda çalışan Bill Shaw, kolay kolay arkadaşlık kurmayan erkekler olduğunu, erkekler arasındaki arkadaşlık konusunda aşırı kuşku duyan erkekler bulunduğunu bilmeyecek kadar az mı tanıyor insanları? Eski ingilizcedeki "freon" ve "freond"dan, yani "sevmek"ten türeyen, çağdaş İngilizcedeki "friend". Bill Shaw'un özünde, çay içmek bir sevgi bağı mı kurar?
Sayfa 123 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Arkadaşlık
Reklam
Zavallı Katy, yasta. Hiç kimse istemiyor onu, o da bunu biliyor. İşin tuhaf yanı, dört bir yanda yavruları vardır mutlaka, yavrularını Katy ile paylaşmaktan mutlu olurlar. Ama Katy'yi davet etmek onların elinde değil. O yavrular evdeki mobilyaların, güvenlik sisteminin bir parçası. Köpekler bize kralmışız gibi davranıyor, bizse onlara eşya muamelesi yaparak karşılık veriyoruz.
Sayfa 97 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Bu konunun gizli tutulması gerekir ama elbette tutulmaz, elbette insanlar dedikoduya başlarlar. Öyle olmasa, öğretmenler odasına girdiğinde konuşmalar neden kesilsin, şimdiye kadar samimi olduğu genç bir meslektaşı, neden çay fincanını masaya bırakıp odadan çıksın, çıkarken de bakışları onu delip geçsin? Baudelaire dersinin ilk saatine neden yalnızca iki öğrenci katılsın? Dedikodu değirmeni, diye düşünüyor, gece gündüz dönüp insanların adını öğütüyor. Dürüst insanlar toplumu; kıyıda köşede, telefonlarda, kapalı kapılar ardında görüşüyorlar. Neşeyle fısıldaşıyorlar. Schadenfreude(1). Önce hüküm, sonra mahkeme.
Sayfa 55 - Can Yayınları, (1) Başkasının üzüntüsüne sevinme·Kitabı okudu
Edebiyat
İnsan ancak ölünce mutlu sayılır.
Sayfa 11 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Ölüm
Bre kız, ne ağlarsın sızlarsın ağa diye Yandı bağrım, kıyıldı içim Meğer senin ağan yok mu olmuştur Yüreğine kaynar yağlar mı dökülmüştür Kara bağrın mı sarsılmıştır Ağa diye ne ağlarsın, ne sızlarsın Yandı bağrım, kıyıldı içim Karşı yatan Kara Dağ'ı sorar olsam yaylak kimin Soğuk sularını sorar olsam içit kimin Tavla tavla şahbaz atları sorar olsam binit kimin Katar katar develerini sorar olsam yüklet kimin Ağıldan akça koyunu sorar olsam şölen kimin Karalı göğlü otağı sorar olsam gölge kimin Ağız dilden kız kişi haber bana Kara başım kurban olsun bugün sana
Sayfa 61 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam