Evet, ziyareti fazla uzadı, hem David böyle düşünüyor, hem de Lucy. Bavulunda getirdiği eşyalarla yetinmekten, durup dinlenmeden bahçenin çakıl döşeli araba yolundaki gıcırtılara kulak vermekten yorgun. Yeniden kendi çalışma masasının başında oturabilmeyi, kendi yatağında uyuyabilmeyi istiyor. Ama Cape Town çok uzakta, neredeyse bir başka ülke orası. Bev'in öğütlerine, Petrus'un verdiği güvencelere, Lucy'nin inatçılığına karşın, kızını bir başına bırakıp gitmeye hazır değil. Şimdilik burada yaşayacak; bu zamanda, bu yerde.
Gözü yeniden kusursuz görür duruma gelmiş. Başının derisi iyileşiyor; o yağlı pansumanı koymasına artık gerek yok. Yalnızca kulağının her gün bakıma ihtiyacı var. Zaman gerçekten her şeyin ilacı. Görünüşe göre Lucy de iyileşiyor, iyileşmese de unutuyor, o günün anısının üzerine kabuk bağlatıyor, kılıfa sokuyor onu, mühürlüyor. Böylece günün birinde, "soyulduğumuz gün" diyebilecek ve o günü yalnızca soyuldukları gün olarak anacak.
Seninle aynı fikirde değilim. Senin yaptığını onaylamıyorum. Başına gelenleri ses çıkarmadan kabullenerek, kendini Ettinger gibi çiftçilerden ayrı tutabileceğini mi sanıyorsun? Burada olup bitenlerin bir sınav mı olduğunu düşünüyorsun? Sınavı geçersen bir diploma alırsın ve geleceğe güvenle adım atarsın ya da kapının üstüne bir yazı yazılır ve veba sana ilişmez. Lucy, intikam böyle alınmaz. İntikam bir yangın gibidir. Yakıp yok ettikçe oburlaşır.
Saat on biri geçmiş ama Lucy henüz görünürde yok. David amaçsızca bahçede dolanıyor. Gitgide karamsarlık çöküyor üzerine. Bu, yalnızca ne yapacağını bilememekten kaynaklanmıyor. Bir gün önceki olaylar onu gerçekten dehşete düşürmüş. Titremesi, güçsüzlüğü, bu şokun yalnızca ilkel ve yüzeysel belirtileri. İçinde, yaşamsal önemi olan bir uzvunun zedelendiğini, zarar gördüğünü hissediyor, belki kalbidir. İlk kez, yaşlı bir adam olmanın, bitkin düşmenin, umutsuz, arzusuz, geleceğe kayıtsız kalmanın nasıl bir şey olacağının tadını almış. Tavuk tüylerinin, çürüyen elmaların kötü kokuları arasında, plastik bir iskemlenin üstüne çökmüş, otururken dünyaya duyduğu ilginin damla damla içinden süzülüp çıktığını hissediyor. Kanaması duruncaya kadar haftalar geçebilir, hatta aylar geçebilir ama şimdi kanıyor. Kanaması durduğunda, örümcek ağında kuruyup kalan bir sineğe dönecek, dokununca ufalanan, çeltik kabuğundan daha hafif, havada süzülüp gitmeye hazır bir sineğe.