Osman Erkuran

On emirden sekizi neyi yapmamanız gerektiğini söylüyor size. Öte yandan bütün hayatınızı, bunların hepsinden uzak durup yine de en ufak bir iyilik de yapmadan geçirebilirsiniz. En büyük sıkıntı da burada. Her şeyin kökündeki çürüme bundan kaynaklanıyor: iyilik denen şeyin yokluk üzerine, yapmamak üzerine kurulu olduğu inancından. Bu inanç her şeyi yozlaştırıyor, bir gıdım gücü olan herkesin parmağını bile kıpırdatmamasına yol açıyor.
Sayfa 344·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanlar, “şu nehri aştıktan sonra 10 km daha gidince varırsın,” diyeceklerdir. Ama buna karşılık yol hiç bitmeyecektir, günler gitgide daha da kısalacak, yol arkadaşları seyrekleşecek, camlarda hareketsiz, donuk, kafalarını sallayan suratlar görünecektir.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Alıntı
Astrov: “Evet kardeş. Tüm bu bölgede, aklı başında aydın, dürüst iki kişi vardı sadece: Sen ve ben. Fakat on yıl içinde günlük yaşamımızın tekdüzeliği, bu iğrenç hayat içine çekip yuttu bizi, çürümüş buharlarıyla kanımızı zehirledi, biz de herkes gibi sıradan, bayağı kişiler olup çıktık.”
Sayfa 74·Kitabı okudu
Alıntı
Sonya: “…Alınyazımımızın bütün sınavlarına sabırla katlanacağız. Bugün de, yaşlılığımızda da, dinlenmek bilmeden, başkaları için çalışıp didineceğiz. Ecel gelip çatınca da uysalca öleceğiz…”
Sayfa 85·Kitabı okudu
Alıntı
Bir Not
“Herkese annenden bahsettiğim için özür dilerim”, diyordu ilk satır. “Seninle arkadaş olmayı özlüyorum”, diyordu ikincisi. “İyi misin?” diyordu üçüncüsü. “Ben seni görüyorum”, diyordu dördüncüsü. Ben kelimesinin altı neredeyse 100 defa çizilmişti.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Alıntı