İnsan bazen kendini zaman içinde tanıdığını sanır, oysa tanıdığını sandığı şey varlığın, geçip gitmek istemeyen varlığın, geçmişte bile yitik zamanın peşine düşse, orada da zamanın akışını "durdurmak" isteyen varlığın istikrar bulduğu mekanlara saplanıp kalmasıdır yalnızca. Mekan, peteklerinin binlerce gözünde, zamanı sıkıştırılmış olarak tutar. Mekan buna yarar.
Kitaptaki, kitapları yakan itfaiyenin logosunun anka ve semender olması yazar tarafından özenle seçilmiş. Anka kuşu kendini yakar ve küllerinden yeniden doğar. Semender ise bazı inanışlarda ateşi söndürdüğü düşünülür.
Kitapta, itfaiye ekibi ateşi söndürmek ile değil bilakis, kitapları yakmakla görevlidir.
O zaman yazar neden bu logoyu seçti?
Altın ateşe atıldığında saflaşır, temizlenir. Demir atıldığında şekil verilir. Fakat kitaplar böyle değildir. Peki yok mu olurlar? İlk başta öyle gözükebilir fakat kitapların yakılmaya başlanması hafızayı güçlendirir. Hafızada olan kitap her zaman hayata etki eder.
Dünyada pek çok zaman kitaplar yakılmıştır fakat yok olmamıştır. Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmuşlardır.
Peki günümüzde kitaplar yakılıyor mu? Yakılmıyor denebilir fakat bilgiye, kitaba ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir çağda sizce de elektronik olarak onları yakmıyor muyuz ?
Bakalım bizim içimizden bir Montag çıkacak mı?
Fatalizm ( Kadercilik) ya da İslam'da bilinen adı ile Cebriyye düşünce üzerine yazılmış bir kitap sanki.
Genç adam ile yaşlı adam arasında kitap boyu geçen konuşmaların konuları özetleyecek olursak yaşlı adamın kurduğu şu cümle tüm kitabı özetleyebilir:
"Benim için insan, pek çok mekanizmadan oluşmuş bir makine. Bu mekanizmaların ahlaki ve zihinsel olanları, içerideki Efendi'nin dürtülerini göre otomatik hareket ediyor. Bu efendiyse, mizaçtan ve pek çok dış etkenle eğitimin birikiminden inşa edilmiş. Makinenin tek işlevi, arzuları iyi ya da kötü olsa da efendisinin ruhsal tatminini sağlamak. Mutlak iradesiyle itaat edilmesi gereken, her zaman da itaat edilen bir makine."
Bu cümle ile beraber, yazarın düşüncelerini açarsak insanı, çevresinin ve aldığı eğitimin bir sonucu ve özgür iradesi olmayan bir varlık olarak tanımlarız. Aynı zamanda yazar, insan ile hayvanın düşünsel olarak aynı seviye de olduğunu söylüyor. Belki de en önemli nokta yazarın tanımladığı Efendidir. Efendi, insanı yönlendiren kendisini tatmin etmek için insana her şeyi yaptıran dürtüdür.
Şöyle bir örnek veriyor yazar.
Kışın ortasında yolda kalmış birine cebinizdeki son yol paranızı vermeniz içinizdeki bu efendiyi tatmin etmek içindir.
Yani ilk önce kendinizi düşünürsünüz diyor. Vicdan azabınızı azaltır veya mutlu olursunuz. Yazarın burdaki görüşü bana biraz bencil ve bireysel geldi.
Aslında şöyle bir baktığımızda yaptığımız her iş Allah'ın rızasını kazanmak içindir. Amaç budur. Ve bu amaç ne bencilcedir ne de kişisel. Çünkü bilinçli yapılan her iyiliğin topluma da bir geri dönüşü olur.
"Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever." Bakara suresi 195. Ayet
Eğer Allah bizi sever rızasını kazanırsak bize ruhumuzu veya
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202318,9bin okunma