Bana inanmayacaksınız ama ben yine de söyleyeceğim: Bugüne kadar hayatımda bir kez olsun, aile üyelerimin ağzından "pis zenci" sözcüğünü duymadım. Pis zenciler bağlamında düşünmeyi hiç öğrenmedim. Siyahilerle bir arada büyüdüm, yanımda Calpurnia, çöpçü Zeebo, bahçıvan Tom, adı lazım değil, daha kimler vardı. Etrafım yüzlerce zenciyle çevriliydi; onlar tarlalardaki emekçilerdi, pamuğu toplayanlar, yolları yapanlar, evlerimiz için ağaç kesenlerdi. Yoksuldular, hastalıklı ve pistiler, kimileri tembel ve miskindi, ama yaşamım boyunca onlardan tiksinmem, içlerinden birinden korkmam, içlerinden birine kabalık etmem gerektiği ya da onlardan birine kötü davranabileceğim, bunun da yanıma kar kalabileceği fikri asla aşılanmadı. Onlar benim dünyama saygısızca dalmadılar, ben de onlarınkine dalmadım: Ava çıktığımda bir zencinin arazisine izinsiz girmedim, orası bir zenciye ait olduğu için değil, hiç kimsenin arazisine izinsiz girmemem gerektiği için. Bana zihinsel, toplumsal konum ya da refah düzeyi açısından benim kadar talihli olmayanları asla ezmemem, sömürmemem öğretildi, ayrıca bu herkesle ilgiliydi, sırf zencilerle değil. Bunun tersinin nefret edilesi bir şey olduğunu anlamam sağlandı. İşte ben siyah bir kadın ve beyaz bir erkek tarafından, böyle yetiştirildim.