‘’aşk aklın ve mantığın ötesinde, üzerinde bir kavramdı… aşk, dağların tepelerinde geziniyor, mantık vadisinin ötesine uzanıyordu. Arınmış ve yücelmiş bir varoluş hâli, yaşamın zirvesiydi; nadiren erişilen bir duyguydu.’’
Bu mükemmel dizelerin ve daha nicelerinin sahibi Martin Eden. Yenice bitirmiş olduğum bu kitap en sevdiklerimden biri ve belki de en sevdiğim kitap karakteri olarak başı çekebilir. Çünkü kitapta karakterle kendimi özdeşleştirdiğim ve bağ kurabildiğim bir çok nokta var ve bu da beni boşluğa itiyor, adeta yaşananların ve yaşanacakların bir mirasçısı gibi hissettiriyor. Her insan yaşamında mutlaka bir kesit bulabileceği muhteşem bir eser, okumakla kalmayın aynı zamanda okutturun.
‘’belki de martin eden haklıdır; sevgi, aşk olmadan hayatın bir anlamı yoktur.’’
Yalnızca okunması değil aynı zamanda anlaşılması gereken, psikolojinin ve felsefenin çok iyi harmanlandığı bir kitap. Nietzche ağladığında bizi hayata karşı sorgulayıcı bir bakış açısına, birçok konuda kendimizle yüzleşmeye çağırıyor.
Yalnızlığa alışmış, derdini anlatacak bir dost bile bulamayan ve ihanete uğrayıp kendi kabuğuna çekilen Nietzche, yaptığı çalışmalarla adından söz ettirmiş alanında uzman ve çok iyi bir doktor olan Breuer… Bu iki adamın dost mümkün mü? Aralarında geçen diyaloglar insanın kendi yaşadıklarını düşünmeye, sorgulamaya davet ediyor. Her yeni yaşımda tekrar tekrar okumayı düşündüğüm ve çok beğendiğim bir kitap oldu.
“Özgür olmak için nelerden vazgeçersiniz veya nelere tutunursunuz?”
“Geçmişte yaptığı hataların üzerine giderek mi yok etmeli onları ya da hataları yakıp küller üzerine mi inşa etmeli yeni yaşamını.”
Çizgi pijamalı çocuk kitabını bir çocuk kitabı olarak düşünmeyin. İşlediği konu itibariyle yetişkinleri de etkisi altına alan sade dili itibariyle bir çırpıda okunan enfes bir roman. 2. Dünya Savaşı’nda Alman bir askerin çocuğu ile toplama kampındaki Auschwitzdeki Yahudi bir çocuğun hikayesi… Tel örgüler ardında Bruno ve Shmuel’in sıkı dostluğunun ardında hem mutluluğu hem de üzüntüyü yaşayacaksınız. Daha fazla detay vermeye gerek yok şiddetle tavsiye ediyorum.
Yeni dünya düzeni ve olabileceklerle ilgili bir farklı bir bakış açısı sunan distopik bir kitap. Distopik bir kitap olarak yorumlasak da yazılanların yakın zamanda gerçek olması ihtimali yüksek. Çok keyifle okumasam da kütüphanenizde bulunması bir kitap olduğunu düşünüyorum.
15 yaşındaki genç hukuk öğrencisi Michael ile 36 yaşındaki Hanna’nın sıradışı aşk öyküsünün yanısıra, tarihin acı gerçeklerini tozlu raflardan indirip okuyucunun yüzüne tokat gibi çarpan eşsiz bir roman. Bir solukta keyifle okuyabileceğiniz bir kitap, şiddetle tavsiye ederim :)