Hayat ve ölüm bunların ikisi de güzeldir. Fakat esas ve ebedi olan, ölümdür. Öteki bir rüya kadar geçici ve aldacıtır.
"Vaktiyle bir Atsız varmış", var olsun!
Gün senden ışık alsa bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse...
Gözlerle günâh işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlâhın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın,
Vur şanlı silâhınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin
Freud bu eserinde bir edebi hikâyeyi psikanaliz yöntemiyle inceliyor. Karakterlerin rüyalarını ve davranışlarını bilinçaltındaki bastırılmış duygularla ilişkilendiriyor. Ona göre rüyalar, insanın iç dünyasını ve gizli kalmış ,çıkarılamayan arzularını ortaya çıkarır. Bu yönüyle Sanrı ve Düş, psikolojiyle edebiyatı bir araya getiren önemli bir eser haline gelmiş.
Hiç tekmeyle merdivenlerden aşağı yuvarlanmış mıydı? Tabii ki hayır, bir keresinde bir merdivenin başında tekmelenmiş ancak kendi rızasıyla aşağı düşmüştü.