Aydınlığa doğru kararla yürürken tüm acıların gölgesinde, o artık hürdü.
Ne eskiyen prangaların esaretinde ne de kanayan yaraların gölgesindeydi.
Uçmak en yüce özgürlüktü. Şimdi o bir bütündü.
Çok güzel şeyler var; çiçekler, kayaların arasındaki yosunlar, kürklerin renklerinin canlılığı ve yumuşaklığı, bulutların süzüldüğü uzak gökyüzü, gün batımı ve yıldızlar gibi küçük şeyler var.
Bir de sen varsın...
Seni görebiliyor olmak bile çok güzel;
senin o tatlı ve huzur dolu yüzünü,
kavuşturduğun o sevimli ellerini görmek bile güzel.
Senin için deli oluyorum.” Hayır!
Aşk insanın kendini duyguların, sözüm ona mantıksızlığına kaptırması anlamına gelmiyor. Duyguların zihin üzerinde egemenlik kurması demek değildir aşk. Akıl ile duyguların birbirine karşıt olması ikilemi doğru değildir.
Duygular ve düşünceler bir aradadır, birbirleriyle iç içedir. Düşünce duyguları olduğu gibi, duygu düşünceleri de vardır.