Özden Uyar

Saf ve Düşünceli Romancı
9/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 21:59
Yazın arkadaşımla Orhan Pamuk üzerine koyu bir sohbete dalmışken bana Saf ve Düşünceli Romancı kitabından bahsetti. Orhan Pamuk’un kendi okurluk ve yazarlık serüveninden hareketle, roman yazmanın zorluklarını, inceliklerini ve kişisel yanlarını içtenlikle ortaya koyduğu bu kitap roman okumak ve yazmak ile ilgili yepyeni şeylerin uçuştuğu muhteşem bir deneyim yaşattı. Kitabı okurken kendimi kitabın her yerinin altını çizerken buldum yine. Benim dikkatimi çeken kısımlarından biri Yıllardır eseri ve yazarı birbirinden ayrı tutmamız gerektiği ile ilgili bölümdü. Orhan Pamuk her kitabın yazarın hayat deneyiminin sergilendiği bir yıldızlar kümesi olduğunun altını çiziyor. Ben de Orhan Pamuk ile aynı açıdan baktığımı belirtip, kitap hakkında kısa bilgiler vermek istiyorum. Orhan Pamuk’un Saf ve Düşünceli Romancı adlı kitabı, Harvard Üniversitesi’nde verdiği Norton derslerinden doğmuş bir kitap. Daha önce Borges, T.S. Eliot, Calvino, Umberto Eco gibi önemli isimlerin de davet edildiği bu konferans dizisinde Pamuk, altı ayrı konuşmada hem roman okurluğunun hem de romancılığın sırlarını paylaşmış, daha sonra yazarın kalemiyle kitap formuna kavuşmuş. Pamuk eserin merkezinde , hayal gücüyle özgürce yazan, yazının kurallarını ve ahlaki kaygıları geri plana atan romancı tipini “saf” olarak tanımlarken; tekniğe, yapıya ve kurallara önem veren, yazma sürecini bilinçli bir şekilde yöneten romancıyı “düşünceli” olarak adlandırıyor. Gençlik yıllarında düşünceliliği üstün bir özellik olarak görmüş olsa da, zamanla saf ve düşünceli olmanın birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu, iyi bir romancının bu iki tarafı dengeleyebilmesi gerektiğini dile getiriyor. Yaratım sürecini, kendi edebiyat yolculuğu üzerinden anlatan Pamuk, bu kitapta roman sanatının kişisel deneyimlerle nasıl
Saf ve Düşünceli RomancıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20191,232 okunma
Reklam
Peri Gazozu
8/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2025 00:00
“Sığamadık yeryüzü sofrasına. Kibir denizinde boğulmuşuz da haberimiz yok. Değirmenimiz susmuş, unumuz bitmiş, fırınlarımız da kararmış, kalplerimiz gibi...” Oyuncu, senarist, yönetmen ve hekim kimliğiyle tanıdığımız Ercan Kesal, Peri Gazozu’nda yaşamının farklı evrelerinden süzülen anıları yalın ama sarsıcı bir dille aktarıyor. Kitap, adını babasının Avanos’ta sattığı Peri Gazozu markasından alıyor ve ona ithaf edilerek, daha ilk sayfadan itibaren okuru güçlü bir baba-oğul hikâyesinin içine davet ediyor. Kesal’ın çocukluk anılarından tıp eğitimine, Anadolu’da geçen doktorluk yıllarından siyasete ve sinemaya uzanan yolculuğu; kısa, çarpıcı hikayeler aracılığıyla anlatılıyor. Her biri ayrı bir döneme, ayrı bir ruh haline açılan bu 30 metin, hem kişisel hem toplumsal belleğe dokunuyor. Peri Gazozu yalnızca bir anı kitabı değil; aynı zamanda edebiyatla iç içe geçmiş, gözlem gücü yüksek, incelikle yazılmış bir yaşam kaydı. Kesal’ın dili süssüz ama derinlikli; anlatılar sade ama etkileyici. Bir Zamanlar Anadolu’da filminin senaristlerinden biri, Üç Maymun ve Vavien gibi filmlerde iz bırakan bir oyuncu olarak, sinemadaki anlatı gücünü bu kez kelimelere yükleyerek karşımıza çıkıyor. Tanıdık coğrafyalar, tanıdık duygular… ama her biri, Ercan Kesal’ın gözünden yeniden anlam kazanıyor. Peri Gazozu, yaşanmışlığın ağırlığını taşıyan ama aynı zamanda umutla bakan bir kitap; sade bir anlatının içinden yükselen güçlü bir ses. Peri GazozuPeri Gazozu Ercan KesalErcan Kesal
Peri GazozuErcan Kesal · İletişim Yayınevi · 20196bin okunma
Deli İbram Divanı
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2025 14:36
2022 yılında Vedat Türkali Roman Ödülü’ne layık görülen Deli İbram Divanı, öykücülüğü ile adından söz ettiren Ahmet Büke’nin ilk romanı. Büke, toplumun içinden gelen sesi, masalsı bir dille yoğurup üç bölüme ayırdığı bu anlatısında – Boz, Gök ve Kızıl – sadece bir bireyin ya da bir köyün değil, bir dönemin ve bir ülkenin hikayesini resmediyor. Bu renk metaforları yalnızca estetik bir tercih değil; roman ilerledikçe okuyucu, her bir rengin taşıdığı anlam dünyasına yavaş yavaş çekiliyor. 1950’ler Türkiyesi’nin siyasi ve toplumsal dönüşümüne tanıklık eden roman, İzmir’e yakın bir ada olan Köstence’de geçiyor. Demokrat Parti iktidarının gölgesinde şekillenen bu yeni Türkiye’de, balıkçı ve demirci Asım’ın, eczacı Süleyman’ın kurduğu çıkar düzenine başkaldırısı; Deli İbram’ın hayata aykırı ama içten duruşu; genç Osman ve Leyla’nın aşkı ve hayata tutunma çabası; yunusların kutsiyetine karşın yapılan katliamlar; çarpık kalkınma anlayışının doğaya ve insan onuruna verdiği zarar anlatılıyor. Ahmet Büke’nin toplumcu gerçekçi anlatımı zaman zaman türkülere, efsanelere ve yerel hikayelere yaslanarak zenginleşiyor. Deli İbram Divanı, modern edebiyatımızda deniz ve ada hikayeleri arasında yerini şimdiden sağlamlaştırmış, uzun yıllar konuşulacak bir eser olarak karşımızda duruyor.
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,830 okunma
9/10
·324 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2025 00:00
Kitap kulübümüzün , 2025’in ilk kitabı olarak seçtiği Zülfü Livaneli’nin “Kaplanın Sırtında” adlı romanını bugün derinlemesine tartışma şansı bulduk. #edebiyat #neokudum #kitapkulübü Moderatörlüğünü üstlendiğim bu oturumda, öncelikle Livaneli’nin sanat ve edebiyatla yoğrulmuş çok yönlü yaşamına, tek bir ömre nasıl birkaç farklı hayat sığdırdığına dair hayranlığımızı dile getirdik. Ardından, kaleminin ustalığıyla şekillendirdiği ve tarihsel bir döneme adeta ışık tuttuğu bu eserin içsel dünyasına doğru bir yolculuğa çıktık. Livaneli, romanında, Osmanlı’nın son demlerine damga vuran Sultan II. Abdülhamid’i yalnızca bir padişah olarak değil, aynı zamanda derin bir içsel çatışma yaşayan bir insan olarak ele alıyor. Avrupa’da “Kızıl Sultan” olarak adlandırılan Abdülhamid’in hikâyesini, dönemin siyasi ve toplumsal gerçeklikleri içinde değerlendirirken, onun psikolojisine nüfuz etmeyi seçiyor. Bu tercih, okuyucuyu tarihsel olayların donuk ve yüzeysel bir sunumundan uzaklaştırarak, çok daha derin bir empati alanına davet ediyor. Roman, Abdülhamid’in tahttan indirilişi ve Selanik’te Alatini Köşkü’nde sürgün hayatı yaşadığı dönemi merkeze alıyor. Etrafındaki 36 kişilik mahiyetiyle bu sürgün hayatını sürdüren Abdülhamid’in doktoruyla yaptığı sohbetler, kitabın omurgasını oluşturuyor. Bu diyaloglar aracılığıyla, Abdülhamid’in kendi penceresinden bir imparatorluğu yönetirken aldığı kararların ardındaki motivasyonları, korkuları ve idealleri dinliyoruz. Livaneli, kurgu ile gerçekliği öylesine ustalıkla harmanlıyor ki, okur bir yandan tarihe tanıklık ettiğini hissederken, diğer yandan olayların insani boyutunu iliklerine kadar duyumsuyor. Roman, akıcı anlatımıyla okuyucuyu içine çekerken şu çetrefilli soruyu zihne kazıyor: Abdülhamid gerçekten bir “Kızıl Sultan” mıydı, yoksa
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,5bin okunma
7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2025 22:08
Nermin Yıldırım, her romanında bizi bambaşka dünyalara taşıyan, kelimeleriyle içimize işleyen bir yazar. Onun kalemi, sadece hikâyeler anlatmakla kalmıyor, ruhumuza dokunuyor, içimizde bir yerlere kök salıyor. Yedi romanı boyunca bizi büyülü yolculuklara çıkaran Yıldırım, bu kez öykü kitabıyla karşımıza çıkıyor ve yine kendine has üslubuyla edebiyatın sınırlarını genişletiyor. Bavula Sığmayan, yalnızca bir öykü kitabı değil; birbirine el veren, birlikte soluk alıp veren hikâyelerle örülmüş, derinlikli ve unutulmaz bir dünya. Kitabın açılışında, bir ailenin birbirine tutunma çabasına tanıklık ediyoruz. Aynı olayı farklı gözlerden okuduğumuz, iç içe geçmiş üç öykü ile başlıyor bu yolculuk. Sonrasında ise Yıldırım’ın kaleminden dökülen, her biri kendi içinde birer roman olabilecek 25 öyküyle karşılaşıyoruz. Çocukluk düşleri, gençlik hevesleri, ihtiyarlığın dingin hüznü, kalanlar ve gidenler, bekleyenler ve arayanlar, düşmemek için birbirine tutunanlar… Kısacası, hayata sıkı sıkıya bağlı olan herkes bu kitapta yerini buluyor. Özellikle Dönmek, Şimal Yıldızı ve Yeniden Kumdan Kale öyküleri, içimde derin izler bıraktı. Her bir hikâyenin tadı damakta kalıyor, her biri bittiğinde üzerinde uzunca kafa yorduğunuz, derin düşüncelere daldığınız bir dünya kalıyor geriye. Nermin Yıldırım’ı bu denli özel kılan şey, onun kelimelerle kurduğu muhteşem bağ bence. O, cümlelerini yalnızca yazmıyor, adeta ilmek ilmek dokuyor. Öyküleri okurken, “İşte bir hikâye böyle anlatılır!” dedirtiyor insana. Onun kelimeleri farklı bir koku taşıyor; uzun süre etkisinden çıkamayacağınız, zihninizde yankılanıp duracak bir melodi gibi. İşte Yıldırım’ın alametifarikası tam da bu: Kelimelerin büyüsünü yeniden hatırlatmak ve edebiyatın sonsuz dünyasında, okuruna tarifsiz bir yolculuk sunmak. Bavula SığmayanBavula Sığmayan
Bavula SığmayanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20225,5bin okunma
Reklam