Bir kalbi derinden sarsmak için kader her zaman sillesini vurmaya, güçlü darbesini indirmeye gerek duymaz; aksine kaderin insan hayatına müdahale etmek için duyduğu karşı konulmaz isteği, sıradan bahanelerle meydana gelen yıkımları körükler. Bu ilk hafif temasa bizler, kendi yetersiz dilimizde "vesile" deriz ve onun küçük görünen etkilerini genelde müthiş bir etki yaratan gücüyle şaşkınlıkla karşılaştırırız.
Başlı başına bir literatür oluşturmuş olan Balkan yenilgisinin sebeplerine dair yayınlarda temel neden olarak Türklerin uykuda oluşu; sanat, ticaret, servetin yabancıların ya da Hristiyanların elinde bulunuşu gösterilmiştir. Bu duruma karşı da Türklerin memleketin iktisadiyatına hâkim olması düşüncesi gelişmiştir. Nitekim eski Osmanlı kimliği içinde Türkler ya devlet memuru ya da köylü, belli oranda da esnaftır. Bundan sonra Türk tüccarların yetişmesi, Türk zenginlerinin çoğalması, Türk bankalarının açılması ile milli bir iktisat hayatı inşa edilmeye çalışılacaktır. Hükümet çeşitli teşviklerle milli iktisat hayatının baş mimarı rolünü üstlenirken, 1 Aralık 1913'te Teşviki Sanayi Kanun-ı Muvakkatı ile milli büyük sanayiinin oluşturulmasına da önderlik etmiştir.
Hiç, bildikleri hiçtir, bilmek istedikleri hiç.
Bak da gör şu cahilleri, kurulmuşlar tepesine dünyanın,
Onlardan değilsen şayet kafir derler adama
Boş ver onları Hayyam, sen bak kendi yoluna.