Masalsı, felsefik ve kılavuz niteliğinde bir kitap...
Paulo Coelho çok sevdiğim yazarlardan birisi. Dünyanın ruhunu hissedebilen, görünmeyenin ardını anlayabilen, geniş bir bakış açısına sahip olduğunu düşündüğüm yaşayan bir yazar. Kitaplarındaki ana karakterleri her daim yaşamdaki amacını arayan, sorgulayan, anlam bulmaya çalışan kişilerden oluşturmaktadır. Endülüslü Santiago, Brida ve Veronika öyleydi en azından...
Simyacı' yı ikinci okumam üzerine bu analizi yazıyorum. İlk okuma zamanım lise yıllarıma denk gelmişti. Hatırladığım kadarıyla pek bir şey anlamamıştım:) İkinci okuyuşum ise 28 yaşında oldu. Ve şu anda Simyacı başucu kitaplarım arasına girmiş bulunmakta. Kitap bir öğreti, bir rehber niteliğinde.. Hani bazen bir kitabı elinize alırsınız ve rastgele bir sayı söylersiniz. Kitaptaki o sayfaya gidersiniz ve o sayfadaki yazılanları kendinize mesaj olarak alırsınız ya işte bu kitabın tamamı bir mesaj niteliği taşımakta. Kitabın ana karakteri Santiago İspanya da küçük bir ailede doğmuştur. Santiago' nun babası oğlunun rahip olmasını istemektedir. Fakat Santiago' nun içinde dünyayı keşfetme arzusu vardır. İçindeki bu arzu onun çoban olmasını sağlamıştır. Çobanlık yaptığı süre botunca özgürce dolaşmış, içinden geldiği gibi yaşamıştır. Koyunlarıyla beraber halinden memnun bir şekilde yaşamına devam ederken bir gece rüyasında Mısır Piramitleri' ni görür. Bunun üzerine kendi hazinesini bulmak üzere yeni ve bilmediği bir yolcuğa çıkma cesareti gösterir. Aslında kendi kişisel menkıbesine olan yolculuğu diyebiliriz...
Güçlü metaforları içinde barındıran, akıcı, anlaşılır ve derin anlamları içeren bir kitap. Kitabın bütün karakterleri özenle oluşturulmuş ve anlamlı. Çingene, Kral, Simyacı, İngiliz araştırmacı, Kervanbaşı, Fatima bu karakterleri anmadan geçmek