Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
“Bu, bir düş değildi. Bu, bir düş olmayan hayatı, yaşamayı sevmekti. Hayat zorla ona kendine uygun bir biçim verecekti, kendine yakıştıracaktı. O da girecekti bu biçime. İnsandı sonunda. Suçu varsa buydu. Bu kadarcık bir şeydi. Hayatın üzerinde fazla düşünmeye gelmezdi. Hele büyütmeye hiç…”
“Kişinin tam mutluluğa ermesine engel olan bir şeyler vardı hayatta. Ama insanoğlu bunları önceden göremez, bilemezdi. Bilse de görse de hareketlerini durduramaz, değiştiremezdi. İnsan, çoğu zaman bile bile yanlış adımlar atardı. Boşluğa, çıkmaza doğru yürürdü. Bunda kimsenin suçu yoktu. Vardı belki de… O da insan olmaktı. Bu bildik dünyanın insanı olmaktı. Hayatın içinde ne varsa pisti, kirliydi. Aşklarısa başka türlü olamazdı.”