3 kuşak 3 kadın, anneanne, anne ve kızının anlatıldığı kısacık ama içinize işleyecek bir kitap. İlk başta ben ne okuyorum diye kafa karışabilir. Ya da bana özel bir kafa karışıklığı olabilirdi :) Yine de kolaylık olsun diye okuyacaklar için yazalım anlatanları sırayla; anneanne, anne ve torun.
İlk anlatıcı anneanneyi tanıyalım;
Ben Sabiha. Eşim, beni başka bir kadın için terk edip giden eşim Mürsel, kızım Sezin, oğlum Muhsin, benim kabullenmezlerime bir kabullenemez daha katan oğlum, babası gibi terk edip giden oğlum... Terziyim, güzel giysiler dikiyorum yaşayamadığım hayatın giysilerini başkalarına giydiriyorum.
Hangisinin kabuğunu sıyırsam üzerimden? Kendimin mi, eşimin mi, oğlumun mu?
Herkesten bir kabuk aldım ben. Kapattıkça kapattım üzerime kumaşlarımla birlikte. Kendiminki yetmezmiş gibi...
Sırada kızımız var;
Ben Sezin, eşim Haluk, kızım Semiha, diğer kızım Füsun. Ama ben Semiş'ten sonra yokum... Yemekler yapıyorum, satıyorum yiyemediğim yemekleri, başkalarına yediriyorum...
Ben zaten doğuştan kabuklarla doğmuşum. Annemin deliliği vazgeçilmez bir iz bana. Bir de kardeşim Muhsin var en büyük kayıp içimdeki. Özlemeyi ilk onda öğrendim. Bunlar da yetmezmiş gibi bir de ilk göz ağrım, kızım Semiş var daha çocukken canlı canlı beni mezara gömen, kapanmayacak bir iz bırakıp giden, içimde büyüttüğüm ama mezarında büyüyemeyen... Benim soyunamayacağım kabuğum bu, üzerimden bir türlü atamayacağım. Füsun'a koparır diye gösteremediğim yaramın kabuğu. Füsun mu?
Ben Füsun. Torun olan Füsun. Üçüncü kuşak. Eşim yok, çocuğum yoktu. Annem Sezin var ama o da yok, ablam var Semiha yani Semiş ama o hiç yok... Bir de babam var Haluk...
Benim kabuklarım daha fazla, yaşanmamış çocukluğum var, olmayan ablam ve olmayan dayımın hayaletleriyle, yaşanmamış çocukluğum. Var olup ama