Hayat bir şeyi yapınca o şey tamamdır. Olur musu olmaz mısı yoktur. Hayat yapar, izah etmez ve kabul ettirir. Bütün sanatı burada. Bizse hayattan sormadığımız hesapları tasavvurdan isteriz.
Hayatta neler olur, olduğu için inanırız. İş hayâle binince itirazlar üst üste yağar. Çünkü sadece bir tasavvurdur, bir nazariyedir, hayatın kendisi değil. Ne kadar benzeri olursa olsun, kendisi değil.
Bu benliğimizin öyle bir tarafı ki, yaralı bir parmak gibi sargılar içindedir. En keskin ağrıyı bu sargılar çözülürken duyarız. İnsan orada bütün bahtıyla yalnızdır. Eksikleri, fazlaları, korkuları, emniyetleri, bezginlikleri, hasretleri, her şeyiyle...
Çizimlerini görmek, hayatıma uzaktan bakmak gibiydi ve tuhaf bir şekilde rahatlamama sebep oluyordu. Büyük sorunlar kağıda dökülünce küçülüp zararsız oluyor, belki de günlük tutmak bu yüzden insana iyi geliyordu.