Felsefe p4c

David Hume
İnsan aklındaki bu çeşit çeşit çelişki ve kusurun yoğunlaşmış görüntüsü öyle üzerime geliyor ve beynimi yakıyor ki, her türlü inanç ve akıl yürütmeyi reddetmeye hazırım ve hiçbir görüşün bir diğerinden daha muhtemel ya da mümkün olmadığını düşünebilirim. Neredeyim ya da neyim? Varoluşumu hangi nedenlere dayanıyor ve hangi koşullara geri dönmeliyim? Kimin lütuf larını arzu etmeli, kimin gazabından korkmalıyım? Çevremde hangi varlıklar var? Kimin üzerinde tesirim var ya da kimin benim üzerimde tesiri var? Tüm bu sorular karşısında şaşkına döndüm ve kendimi hayal edilebilecek en perişan konumda, zifiri karanlıkla çevrelenmiş, hiçbir arızasını ve yetisini kullanamayacak halde düşlemeye başladım.
Felsefe
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Akıl bizi "bilge" kılmak için değil, her konudaki ahmaklığımızı ve cehaletimizi anlayalım diye verilmiştir.
Felsefe

Felsefe p4c

, bir kitap okudu
Puan vermedi·115 syf.·
2021 2. kitabı
Mustafa Kutlu
8.1/10 · 45,6bin okunma

Felsefe p4c

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
2021 1. kitabı
İbn-i Sina
8.5/10 · 6,3bin okunma
İki şey, üzerlerine sık sık eğilip ısrarla düşünülürse, insanın ruhsal yapısını hep yeni, hep artan bir hayranlık ve korkunç saygıyla dolduruyor: üzerimdeki yıldızlı gök ve içimdeki ahlâk yasası. Her ikisini, karanlıklarda gizlenmiş ya da benim ufkumun ötesinde aşkın alanda imişlercesine aramama ve sırf tahmin etmeme gerek yok; onları önümde görüyorum ve doğrudan doğruya benim kendi varoluşumun bilincine bağlıyorum. İlki, dıştaki duyular dünyasında benim bulunduğum yerde başlıyor ve içinde bulunduğum bağlantılar ağını, dünyalar üzerine dünyalardan ve sistemler sistemlerinden oluşan, aynca da dönemli hareketlerinin sınırsız zamanlarına, bu zamanların başlangıcına ve devamına doğru uzanan uçsuz bucaksız büyüklüğe dek genişletiyor. İkincisi, benim görünmez benliğimde, kişiliğimde başlıyor ve kendimi, gerçek sonsuzluğu olan, ama yalnızca anlama yetişince farkedilebilen bir dünya içinde kendi gözümün önüne getiriyor. Bu dünyayla (ve onun aracılığıyla aynı zamanda bütün o görülebilen dünyalarla) ben kendimi, orada olduğu gibi sırf rastlansal bir bağlantı içinde değil, genel ve zorunlu bir bağlantı içinde tanıyorum. İlk görünüm, sayısız dünyaların çokluğu görünümü, benim, kısa bir süre için (nasıl olduğunu bilmediğim bir şekilde) yaşama gücüyle donatıldıktan sonra, kendisinden oluştuğu maddeyi (evrende sırf bir nokta olan) bu gezegene geri vermesi gereken hayvansal bir yaratık olarak önemimi adeta yok eder. Buna karşılık, ikincisi, düşünen bir varlık olarak değerimi, kişiliğim aracılığıyla, sonsuza dek arttırır; çünkü bu kişilikte ahlâk yasası, hayvanlıktan, hatta bütün duyular dünyasından bağımsız bir yaşamı —en azından varoluşumuzun bu yasa tarafından amaca uygun belirlenişinden, bu yaşamın koşulları ve sınırlarıyla sınırlanmamış olup sonsuza doğru uzanan bu belirlenişten
Felsefe